Allah’a Güvenmenin Adı Tevekkül: Gayret ve Teslimiyet
Tevekkül, Allah’a güvenmeyi ve sorumlulukları yerine getirdikten sonra sonucu O’na bırakmayı ifade eder; İslam’da tembellik değil bilinçli teslimiyettir.
Tevekkül, müminin hayatını şekillendiren temel erdemlerden biridir. İnsan, aczini ve sınırlılığını bilerek her durumda Allah’a yönelir; sevinçte ve kederde, bollukta ve darlıkta O’na sığınır. Ancak tevekkül, hiçbir çaba göstermeden sonucu beklemek anlamına gelmez. Mümin, üzerine düşen sorumlulukları yerine getirir, gerekli tedbirleri alır ve elinden gelen gayreti ortaya koyduktan sonra sonucu Allah’a bırakır.
Sebeplere başvurmadan, görevleri ihmal ederek veya tedbiri tamamen terk ederek tevekkül ettiğini düşünmek, İslam’ın ortaya koyduğu anlayışla bağdaşmaz. Böyle bir yaklaşım tembellik ve sorumluluktan kaçış olur. Gerçek tevekkül ise dünyaya ve geçici imkânlara değil, her şeye gücü yeten Allah’a dayanıp güvenmeyi ifade eder.
Peygamber Efendimiz (sas), tevekkül anlayışını şu hadisle açıklamıştır: “Eğer siz Allah’a hakkıyla tevekkül ederseniz, kuşları rızıklandırdığı gibi sizi de rızıklandırır.” (Tirmizî, Zühd, 33)
Resûlullah (sas) ayrıca şu duayla Allah’a sığınmıştır: “Allah’ın adıyla tevekkül ettim. Allah’ım! Ayağımızın kaymasından, şaşırmaktan, zulmetmekten, zulme uğramaktan, cahillik etmekten veya bize cahillik edilmesinden sana sığınırız.” (Tirmizî, Deavât, 35)
Günün notları arasında Gaziler Günü ile İstanbul Rasathanesi’nin, diğer adıyla Dâru’r-Rasadi’l-Cedîd’in, 1576 yılında kurulması da yer alıyor.




