Yeni Anayasa Tartışmaları: Siyasi Hedefler ve Eleştiriler
İYİ Parti Genel Başkanı Dervişoğlu, yeni anayasa tartışmalarını ve arka plandaki siyasi hedefleri eleştirdi.
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, gazetemiz yazarları Işık Kansu, Ankara Temsilcisi Sertaç Eş ve muhabirimiz Merve Kılıç’ı parti genel merkezinde ağırladı. Gündeme dair önemli değerlendirmelerde bulunan Dervişoğlu, yeni anayasa tartışmalarından açılım sürecine ve seçim sürecine kadar birçok konuya değindi.
Dervişoğlu, yeni anayasa tartışmalarının arka planında iktidarın gerçek niyetinin dikkatle incelenmesi gerektiğini vurguladı. AKP’nin elinde bir taslak bulunduğunu ve MHP’nin daha önce hükümete sunduğu bir çalışmanın da gündemde olduğunu belirtti. Mevcut anayasanın büyük bir kısmının bu hükümet döneminde değiştiğini ifade eden Dervişoğlu, bu durumun anayasanın darbe anayasası olma niteliğini kaybetmesine yol açtığını söyledi. “Bu anayasa ile sistem bile değiştirildi,” diyen Dervişoğlu, TBMM’nin darbe anayasasından kurtulması ve yeni bir anayasa yapılması iddiasının arkasında başka siyasi hedeflerin olabileceğini savundu.
Dervişoğlu, anayasanın büyük bölümünün değiştiğini ve geriye kalan maddelerin temel hükümler olduğunu belirterek, “Anayasada değişmemiş bildiğim kadarıyla elli altı madde kalmış. Bu maddeler genellikle değiştirilemeyecek hükümler, temel özgürlüklerle ve devletin işleyişiyle ilgili maddeler,” dedi. Yeni anayasa tartışmalarının 28’inci yasama döneminin başından bu yana gündemde tutulduğunu belirten Dervişoğlu, Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş’u eleştirerek, “Sayın Numan Kurtulmuş bu konudan sık sık söz ediyor. Ancak komisyon sürecinde bunun aksinin görüldüğünü düşünüyorum,” ifadelerini kullandı.
Dervişoğlu, yeni anayasa tartışmalarının kapsamlı bir değişiklikten ziyade bazı kritik maddelere odaklandığını ifade etti. Özellikle 42. madde (anadilde eğitim), 66. madde (vatandaşlık tanımı) ve Cumhurbaşkanının seçimi ile görev süresi gibi konuların tartışmaların merkezinde yer aldığını belirtti. Bu değişikliklerin 1982 Anayasası’nı bütünüyle ortadan kaldıracak bir anlam taşımadığını düşündüğünü söyleyen Dervişoğlu, “Hedefte olduğu söylenen maddelerden biri 42. madde; yani anadilde eğitimle ilgili düzenleme talebi,” dedi.
Dervişoğlu, yeni anayasa söylemi üzerinden farklı siyasi hedeflerin bulunduğunu belirterek, “Bu tür değişiklikleri sanki kapsamlı bir anayasa değişikliği yapılıyormuş gibi sunmanın arkasındaki siyasi niyetin doğru okunması gerekir,” uyarısında bulundu. Hukuk devleti vurgusu yaparak, “Eğer yasaları ve anayasayı kendinize göre değiştirirseniz Türkiye hukuk devleti olmaktan çıkar,” dedi.
Vatandaşlık tanımına yönelik tartışmaların yeni olmadığını belirten Dervişoğlu, bu konunun 2007’den beri sürdüğünü ifade etti. Anayasadaki vatandaşlık tanımının etnik değil siyasal bir tanım olduğunu vurgulayan Dervişoğlu, “Anayasada yer alan ‘Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne vatandaşlık bağıyla bağlı olan herkes Türktür’ ifadesi bazı siyasetçiler tarafından etnik bir tanım olarak yorumlanıyor. Oysa bu etnik bir işaretleme değildir; vatandaşlığa dayalı siyasal bir tanımdır,” şeklinde konuştu.
Dervişoğlu, “Eşit vatandaşlık” söylemine de sert sözlerle karşı çıkarak, “Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak insanları eşit kılar ve ülkenin birlik ve bütünlüğünün temelini oluşturur,” dedi. Bu tartışmaların gerçekte imtiyaz talebi olduğunu kaydeden Dervişoğlu, “Sürekli eşit vatandaşlık talebinden söz ediliyor ama nerede eşit olmadığımızı kimse söylemiyor,” ifadelerini kullandı.
Yeni açılım sürecine ilişkin de konuşan Dervişoğlu, “Terörsüz Türkiye ifadesine kim karşı çıkabilir? Ama konuşulan şey gerçekten Türkiye’nin güvenliği mi yoksa terör örgütlerinin meşrulaştırılması mı, buna bakmak gerekir,” dedi. Komisyon raporuna da sert eleştiriler yönelten Dervişoğlu, “Komisyon raporunda İYİ Parti’nin adı geçmiyor. Ancak raporda ‘terör’ ve ‘terörist’ ifadeleri de yer almıyor,” dedi. Raporun hazırlanış biçimini eleştirerek, “Komisyon başkanı kendi imzasıyla hazırlanan raporu yine kendi makamına havale ediyor. Bu ne devlet geleneğinde vardır ne de Meclis teamüllerinde,” şeklinde konuştu.
Dervişoğlu, bu sürecin Abdullah Öcalan’a statü kazandırma girişimi olduğunu belirterek, “Bu nedenle ben bu sürece ‘terörsüz Türkiye’ değil, ‘cumhuriyete karşı kalkışma’ diyorum,” ifadelerini kullandı.
İktidar ittifakının geleceğine dair değerlendirmelerde bulunan Dervişoğlu, “Bunlar bir nikâh kıydı. Ama ne yaparlarsa yapsınlar bu ittifaktan seçim başarısı çıkmaz,” dedi. Seçim sonucunun muhalefetin performansına bağlı olduğunu belirten Dervişoğlu, “Seçimde başarılı çıkmalarının tek yolu muhalefetin hata yapmasıdır,” diye konuştu.
Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde sık sık gündeme gelen ittifak tartışmalarına mesafeli olduklarını belirten Dervişoğlu, “Hepsinden uzak duruyorum çünkü ortada aday yok. Adaylığını açıklayanlar var ama kesinleşmiş bir aday yok,” dedi. CHP’nin aday belirleme sürecine de değinen Dervişoğlu, “CHP kendi adayını belirledi. Ama aday belirlerken müttefiklere ihtiyaç duyulmuyor da seçimde mi ittifaka ihtiyaç duyuluyor?” şeklinde eleştirilerde bulundu.
Dervişoğlu, erken aday tartışmalarının iktidarın işine yarayabileceğini savunarak, “Yanlış zamanda atılan her adım Sayın Erdoğan’ın iştahını kabartır. Nitekim rakiplerin tasfiye edilmesine yönelik bir süreç de başladı,” dedi. Cumhurbaşkanlığı adaylığı tartışmasının gereğinden erken başlatıldığını belirten Dervişoğlu, “Cumhurbaşkanı adaylığı tartışması sanki yarın seçim varmış gibi yapılıyor. Oysa bu tartışma 31 Mart 2024 akşamından beri sürüyor,” şeklinde konuşarak sözlerini tamamladı.




