Afrinliler, Suriye’deki Terör Operasyonları Sonrası Evlerine Dönüyor

Suriye ordusunun terör örgütü YPG/SDG’ye karşı başlattığı operasyonlar sonucunda Afrinliler evlerine dönmeye başladı.

Suriye ordusunun Fırat Nehri’nin batısında YPG/SDG’nin kontrolündeki bölgelere yönelik başlattığı operasyon, 44 saat süren bir mücadelenin ardından anlaşmayla sonuçlandı. Bu süreçte, terör tehdidi nedeniyle evlerini terk etmek zorunda kalan Afrinliler, yeniden yuvalarına dönebilmenin mutluluğunu yaşıyor.

Yıllardır dış güçler tarafından desteklenen terör örgütü, Suriye’de 48 saat içinde ağır bir yenilgi aldı. Operasyonun ilk adımı, Halep’te gerçekleştirildi. Terör örgütünün Halep’teki sivil yerleşim alanlarına yönelik saldırıları, Suriye ordusunun 8 Ocak’ta başlattığı ve yaklaşık iki gün süren operasyonun gerekçesini oluşturdu. Bu operasyon sonucunda Halep’in Eşrefiyye ve Şeyh Maksud mahallelerinde kontrol sağlandı.

Halep’teki sivil yerleşim yerlerine yönelik artan tehditler nedeniyle Suriye ordusu, 13 Ocak’ta Fırat Nehri’nin batısındaki Deyr Hafir ve Meskene bölgelerini askeri alan ilan etti. YPG/SDG’nin engellemelerine rağmen, bu bölgelerdeki 27 binden fazla sivil, Suriye ordusunun açtığı insani koridor sayesinde tahliye edildi. 48 saatlik bir sürecin ardından, tahliye edilen siviller otobüslerle tekrar evlerine dönmeye başladı.

Soğuk hava ve yağmur altında eşyalarını toplayan aileler, Suriye ordusuna bağlı askerlerle birlikte sevinç gösterileri yaptı. Suriye ordusu, 16 Ocak’ta yerel saatle 22.00 civarında, Fırat Nehri’nin batısındaki işgal altındaki bölgelere operasyon başlattığını duyurdu. 17 Ocak’ta Deyr Hafir ve Meskene bölgeleri terör örgütünden geri alındı ve operasyon Tabka bölgesine doğru genişletildi.

Ordu, 17 Ocak’ta Fırat Nehri’nin doğusundaki Rakka kent merkezine ulaşacak şekilde yeni bir askeri bölge ilan etti. Aynı gün akşamı, Suriye birlikleri Rakka’nın girişine kadar ilerledi. Deyr Hafir ve Meskene’nin ardından, stratejik öneme sahip Tabka kentinde de kontrol 18 Ocak sabahı Suriye ordusuna geçti. Bu süreçte, Deyrizor ve Rakka’daki aşiretler de terör örgütüne karşı harekete geçerek operasyonlara destek verdi.

Aşiretler, 18 Ocak’ta Deyrizor ilinin tamamını terör örgütünden temizleyerek kontrolü ele geçirdi. Ayrıca, Deyrizor bölgesindeki önemli enerji merkezleri olan Ömer Petrol Sahası ve Kuniko Doğal Gaz Sahası da geri alındı. Rakka’da da benzer bir ayaklanma yaşandı ve aşiretler, 18 Ocak’ta kent merkezini büyük ölçüde terör örgütünden kurtardı. Ancak, terör örgütüne bağlı keskin nişancılar, kutlama yapan sivillere ateş açarak en az dört sivilin hayatını kaybetmesine ve birçok kişinin yaralanmasına neden oldu.

Aşiretler ve yerel halkın Deyrizor ve Rakka’daki başarılarının ardından Suriye ordusu, 18 Ocak’ta Fırat Nehri’nin doğusuna geçmeye başladı. Ordu birlikleri, akşam saatlerinde Rakka kent merkezine girdi ve Türkiye sınırındaki Tel Abyad bölgesinden de Rakka’nın kırsalı ve Haseke yönüne iki cephe açtı. Bu operasyonlarla, Deyrizor, Rakka ve Deyr Hafir gibi uzun süredir terör örgütünün kontrolü altında olan bölgelerde denetim Suriye yönetimine geçti.

Operasyon, Şam yönetimi ile YPG/SDG arasında imzalanan Ateşkes ve Tam Entegrasyon Anlaşması ile sona erdi. 18 Ocak’ta yapılan yazılı açıklamada, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara’nın YPG/SDG ile ateşkes ve entegrasyon anlaşması imzaladığı belirtildi. Anlaşma, Suriye güçleri ile YPG/SDG arasında kapsamlı bir ateşkes ilan edilmesini, tüm örgüt üyelerinin Fırat’ın doğusuna çekilmesini ve Deyrizor ile Rakka’nın idari ve askeri olarak Suriye hükümetine devredilmesini öngörüyor.

Bu anlaşma gereği, tüm enerji kaynakları ve sınır kapıları devlet kontrolüne geçecek ve YPG/SDG unsurları Suriye güvenlik güçlerine entegre edilecek. Aynı zamanda, Aynu’l Arab’daki ağır silahlı YPG/SDG unsurları lağvedilecek ve yerel halktan bir güvenlik gücü kurulacak. Anlaşmada, Suriyeli olmayan tüm PKK mensuplarının ülke dışına çıkarılacağı ve YPG/SDG’nin kontrolündeki DEAŞ kamplarının Suriye yönetimine devredileceği ifade edildi.

Son olarak, Suriye ordusu, anlaşmanın ardından Tişrin Barajı’nda kontrolü sağladı ve bölgede genel olarak sükunet hakim oldu. Ayrıca, Münbiç’in güneybatısındaki Tişrin Barajı da çatışma olmaksızın örgütten devralındı.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu