Krizler Çağında İslamcılık: Sebîlürreşad Üzerine Derinlemesine Bir İnceleme

Selami Saygı’nın eseri, Sebîlürreşad Dergisi üzerinden İslamcılığın tarihsel gelişimini detaylı bir şekilde inceliyor.

Mahmut Celal Özmen yazdı…

Selami Saygı‘nın Sebîlürreşad Dergisi’ne Göre İslamcılık Tezi adlı eseri, Osmanlı İmparatorluğu’nun son döneminden Cumhuriyet’in ilk yıllarına kadar uzanan bir dönemde İslamcılık düşüncesini, kendi kaynakları ve temsilcileri üzerinden derinlemesine inceleyen kapsamlı bir çalışmadır. Kitap, yalnızca bir dergi incelemesi olmanın ötesinde, modern Türk düşünce tarihinin en tartışmalı ideolojik akımlarından birinin zihniyet dünyasını anlamaya yönelik ciddi bir entelektüel çaba sunmaktadır. Çalışmanın merkezine yerleştirilen Sırâtımüstakîm/Sebîlürreşad dergisi, dönemin siyasal, toplumsal ve kültürel krizlerine verilen yanıtların üretildiği önemli bir mecra olarak ele alınmakta, bu dergilerin yalnızca bir yayın organı değil, aynı zamanda bir düşünce okulu olduğu vurgulanmaktadır.

Eserin dikkat çekici yönlerinden biri, İslamcılığı basit ve yüzeysel yaklaşımlardan uzak bir biçimde ele almasıdır. İslamcılık, burada ne sadece bir “geri dönüş” çağrısı ne de modernleşmeye karşı bir direnç olarak sunulmaktadır. Aksine, İslamcılık; çözülmekte olan bir imparatorluğun krizlerine yanıt arayan, kendi içinde tutarlı bir dünya görüşü oluşturmaya çalışan ve bu üretimi tarihsel referanslarla meşrulaştıran bir düşünce sistemi olarak değerlendirilir. Bu bağlamda dergi yazarlarının “Asr-ı Saadet” vurgusu, yalnızca nostaljik bir bakış açısı değil; toplumsal düzenin yeniden inşası için normatif bir model arayışı olarak yorumlanmaktadır. Bu model, modern siyasal kavramlarla çatışmak yerine, onları İslami referanslar üzerinden yeniden anlamlandırma çabasını da içermektedir.

Kitap, İslamcılığın Meşrutiyet ile olan ilişkisini analiz ederken önemli bir kavramsal açılım sunmaktadır. Yaygın görüşün aksine, İslamcıların mutlakiyetçi değil, meşrutiyetçi bir çizgide konumlandıkları; hatta bu yönüyle dönemin özgürlükçü söylemine katkıda bulundukları ortaya konulmaktadır. II. Abdülhamid yönetimine yönelik eleştiriler, yalnızca siyasal bir muhalefet değil, aynı zamanda meşruiyetin kaynağına dair teorik bir tartışmanın parçasıdır. Bu noktada İslamcılar, meşveret, şûra ve adalet gibi kavramları öne çıkararak, modern temsilî yönetim anlayışı ile İslami siyaset düşüncesi arasında bir köprü kurmaya çalışmışlardır. Eserde bu yaklaşımın, İslamcılığı donuk bir gelenekçilikten ayıran temel özelliklerden biri olduğu açıkça gösterilmektedir.

Selami Saygı‘nın çalışması, İslamcılığın Batıcılık ve milliyetçilik karşısındaki konumunu da dikkatle incelemektedir. Özellikle Batıcılığa yöneltilen eleştiriler, kültürel bir yabancılaşma ve zihinsel bağımlılık tehlikesine işaret ederken; milliyetçilik ise ümmet fikrini zedeleyen, iç bölünmelere yol açan bir unsur olarak değerlendirilmektedir. Bu eleştiriler, dönemin siyasal gerçekliklerinden bağımsız değildir; aksine Balkan Savaşları ve sonrasında hız kazanan çözülme sürecinin doğrudan bir yansımasıdır. İslamcı düşünce, bu çözülmeye karşı birleştirici bir ideoloji üretmeye çalışırken, aynı zamanda emperyalizme karşı da fikri bir direnç hattı oluşturmuştur.

Eserde savaş yıllarının ve özellikle I. Dünya Savaşı ile Türk Kurtuluş Savaşı süreçlerinin İslamcılık düşüncesi üzerindeki etkisi de ayrıntılı biçimde ele alınmaktadır. Bu dönem, İslamcılığın teorik iddialarının pratikte sınandığı bir zaman dilimi olarak değerlendirilmektedir. Derginin Cihad, İttihad-ı İslam ve Direniş gibi kavramlar etrafında geliştirdiği söylem, yalnızca ideolojik değil, aynı zamanda mobilize edici bir işlev de üstlenmiştir. Özellikle Mehmed Akif Ersoy’un dergi içindeki rolü ve Millî Mücadele sürecindeki etkisi, İslamcılığın entelektüel ve pratik boyutlarını birleştiren önemli bir örnek olarak sunulmaktadır.

Kitabın güçlü yanlarından biri, Cumhuriyet’in kuruluş süreciyle birlikte İslamcılığın geçirdiği dönüşümü ele alış biçimidir. İslamcılığın, Millî Mücadele döneminde kurucu bir ideolojik unsur olarak öne çıkmasına rağmen, Cumhuriyet sonrasında sistem dışına itilmesi, eserde dikkat çekici bir kırılma olarak değerlendirilmektedir. Bu durum, yalnızca siyasal bir tasfiye değil; aynı zamanda düşünsel bir marjinalleşme sürecine işaret etmektedir. Selami Saygı, bu süreci değerlendirirken ideolojik tarafgirlikten kaçınmaya özen göstermekte ve farklı görüşleri kendi bağlamı içinde anlamaya çalışmaktadır.

Metodolojik açıdan bakıldığında eser, birinci el kaynaklara dayanan sağlam bir araştırma niteliği taşımaktadır. Dergilerin orijinal nüshaları, dönemin basın organları, meclis tutanakları ve hatıralar üzerinden yürütülen analiz, çalışmanın güvenilirliğini artırmaktadır. Bununla birlikte kitap, yalnızca tarihsel veri sunmakla kalmaz; bu verileri anlamlandıran bir düşünsel çerçeve de oluşturmaktadır. İslamcılığın bir “süreklilik” iddiası taşıdığı ve kendisini tarihsel bir kopuş değil, aksine bir yeniden inşa süreci olarak gördüğü fikri, eserin temel tezlerinden biri olarak öne çıkmaktadır.

Sonuç olarak Sebîlürreşad Dergisi’ne Göre İslamcılık Tezi, İslamcılığı yüzeysel kalıpların ötesine taşıyan, onu kendi tarihsel ve entelektüel bağlamı içinde anlamaya çalışan derinlikli bir çalışmadır. Bu yönüyle eser, yalnızca geçmişi anlamak için değil, günümüzde süregelen din, siyaset ve modernleşme tartışmalarını daha sağlıklı değerlendirebilmek için de önemli bir imkân sunmaktadır.

_____

* Selami Saygı, “Sebîlürreşad Dergisi’ne Göre İslamcılık Tezi” İnkılâb Basım Yayım, İstanbul Şubat 2025 Sayfa: 456


Yazar: Misafir Köşesi
Yayın Tarihi: 08.05.2026 09:00 –
Güncelleme Tarihi: 24.04.2026 10:27

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu