Gebelikte Sigara Kullanımı Düşük Riskini Artırıyor

Sigara kullanımı, gebelikte düşük riskini artırmakta ve bebeğin gelişimini olumsuz etkilemektedir.

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Faruk Buyru, sigara içmenin gebelikte düşük riskini artırdığını ve doğan bebeğin gelişimini olumsuz etkilediğini belirtti. Tütün kullanımı, çocuğun ilerideki yaşam kalitesini tehdit eden başlıca faktörlerden biri olarak öne çıkıyor. Plasenta yoluyla fetüse ulaşan nikotin ve karbonmonoksit gibi zararlı maddeler, bebeğin oksijen ve besin alımını kısıtlayarak gelişimsel süreçlerde geri dönüşü olmayan hasarlara yol açabiliyor.

Prof. Dr. Buyru, sigara kullanımının hem erkek hem de kadın üreme sağlığı üzerinde olumsuz etkileri olduğunu ifade etti. Çocuk sahibi olma kararı alındığında, erkeğin sperm kalitesinin düzelmesi için en az 2-3 ay öncesinden sigarayı bırakması gerektiğini vurguladı. “Herhangi bir aşamada sigarayı bırakmak, üreme sağlığını, gebeliği ve bebeğin sağlığını olumlu yönde etkiler. Zararın neresinden dönülse kardır,” dedi.

Sigara içmenin kadınlar üzerindeki etkilerine de değinen Buyru, yoğun sigara kullanımının yumurta kalitesini ve sayısını olumsuz etkileyebileceğini belirtti. Bu durum, gebeliğin yerleştiği rahim içindeki kan akışını bozarak embriyonun yerleşimini olumsuz etkileyebilir. Buyru, kadınların çocuk sahibi olma kararı aldıklarında sigarayı bırakmalarının önerildiğini, gebelik sürecinde ise hiç kullanmamaları gerektiğini vurguladı.

Prof. Dr. Buyru, sigara içmenin gebelik kaybı riskini artırdığını ve gebelik boyunca çeşitli sorunlar yaratabileceğini belirtti. Bu sorunlar arasında bebekte gelişim geriliği ve düşük doğum ağırlığı gibi durumlar yer alıyor. Ayrıca, sigara kullanımı erken doğum riskini de artırıyor. Bu durum, bebeği besleyen plasentadaki damarların büzüşmesine yol açarak düşük riskini artırmakta ve annede tansiyon sorunlarına neden olmaktadır.

Gebelikte sigara kullanımının, plasentanın erken ayrılması gibi sorunlara yol açabileceğini de ifade eden Buyru, sigara içen kadınların çocuklarında nörolojik ve fiziksel gelişimle ilgili olumsuzlukların görülebileceğini belirtti. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite gibi davranış bozuklukları, sigara içen annelerin çocuklarında daha fazla gözlemlenebiliyor.

Prof. Dr. Buyru, pasif içiciliğin de hem gebelik hem de bebek sağlığı üzerinde olumsuz etkileri olduğunu belirtti. “Sigara içilen ortamlarda bulunmak, anne ve bebek açısından olumsuz sonuçlar doğurur. Gebe kadın sigara içilen ortamlarda bulunmamalıdır. Elektronik sigara da en az diğer sigaralar kadar zararlıdır,” dedi.

Anne adaylarının sigara yoksunluğu nedeniyle stres yaşamaktan korktukları için sigarayı bırakmak yerine azaltmayı tercih ettiklerini belirten Buyru, bu durumu eleştirerek, “Burada bir karar verilmelidir. Örneğin tüp bebek tedavisi gören bir anne adayının sigara içmesi, gebelik şansını olumsuz etkileyecektir. Ya sigara içmeyecek ya da tedavi yapılmayacak,” şeklinde konuştu.

Sigarayı bırakmak isteyenlere Sağlık Bakanlığı Danışma Merkezleri’nden profesyonel yardım almalarını öneren Buyru, bazı anne adaylarının gebelik sonrası sigara kokusundan tiksinmeye başladıklarını ve bunun sigaradan uzaklaşmak için bir bahane olabileceğini kaydetti.

Loğusalık döneminde sigara içmenin de son derece yanlış olduğunu vurgulayan Buyru, “Sigara içilmesi süt kalitesini etkiler. Nefesi sigara kokan bir kadının çocuğunu emzirmesi ne kadar doğru? Küçük bebeğin sigaranın içerdiği zehri soluması kesinlikle kabul edilemez. Bebeğin yanında sigara içmek ve emzirme döneminde sigara içmek yapılmaması gereken davranışlardır. Kapalı alanlarda sigara içen annelerin çocuklarının akciğer gelişimi olumsuz etkilenmekte ve hastalık riski artmaktadır. Emziren bir annenin sütüne nikotin geçer, bu da bebekte huzursuzluk ve uyku sorunlarına yol açabilir. Doğumdan sonra bebekte çeşitli problemler hatta ani bebek ölümleri görülebilir,” şeklinde açıklamalarda bulundu.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu