Türk Bilim İnsanları Uzayda 7 Yeni Gen Keşfetti

Türk bilim insanları, uzayda gerçekleştirdikleri görevde 7 yeni gen keşfetti. Bu bulgular sağlık alanında önemli gelişmelere yol açabilir.

Türkiye’nin ilk insanlı uzay misyonu çerçevesinde, 2024 yılında Alper Gezeravcı ve Tuva Cihangir Atasever, uzaya çıkarak önemli bilimsel araştırmalara katkıda bulundu. Bu görevler sırasında, 100 ile 440 kilometre yükseklikte birçok bilimsel deney gerçekleştirildi.

İlk uzay görevinde, bilim dünyasına ışık tutması beklenen 13 farklı deney yapıldı. Bu deneylerden biri, Dr. Cihan Taştan ve ekibi tarafından geliştirilen “MESSAGE” isimli projeydi. Bu proje, uzay ortamının genler üzerindeki etkisini incelemeyi amaçlıyordu.

Laboratuvar Çalışmalarından Uzaya

Üsküdar Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümü öğretim üyesi ve Transgenik Hücre Teknolojileri Uygulama ve Araştırma Merkezi (TRGENMER) direktörü Dr. Cihan Taştan, projenin kökenlerini şöyle açıkladı: “Laboratuvar ortamında küçük cihazlarla simüle mikrogravite koşullarında yaptığımız ön çalışmalar, insanların kanlarında gen ifadelerinin değiştiğini ve hücrelerin farklı tepkiler verdiğini gösteriyordu. Ancak astronotlarımızın uzaya gönderileceği duyurulduktan sonra, yıllardır yaptığımız bu çalışmaları gerçek uzay ortamında gerçekleştirme fırsatını bulduk.”

Uzayda Uzun Süre Sağlıklı Yaşamak Mümkün

Dr. Taştan, “MESSAGE” misyonundan elde edilen bulgulardan birinin, uzay ortamının astronotların uzun ve sağlıklı yaşamlarıyla ilişkili genleri olumlu etkileyebilmesi olduğunu belirtti. “Alper Gezeravcı ve Tuva Cihangir Atasever’in topladığı genetik DNA analizleri sonucunda, astronotların hücrelerindeki telomerlerin uzadığı ve ‘Longevity’ yani yaşam kalitesini artıran genlerin uzayda olumlu yönde etkilendiği tespit edildi,” dedi.

7 Yeni Genin Keşfi

Araştırmalar sırasında, sağlık alanında önemli sonuçlar doğurabilecek bir başka keşif de yapıldı. Uzay ortamında, henüz bilimsel literatürde tanımlanmamış 7 yeni genin aktif hale geldiği belirlendi. Dr. Taştan, bu genlerle ilgili şu bilgileri paylaştı: “Uzayla etkileşimini gözlemlediğimiz bu genler, insanların kansere veya diğer hastalıklara yakalanmaları durumunda bağışıklık sisteminin daha güçlü tepkiler verebileceğini gösterdi. Ayrıca, nörodejeneratif hastalıklar olan Alzheimer, Parkinson, şizofreni, depresyon ve anksiyete gibi hastalıkların uzayda da etkilenebileceğini ortaya koyduk.”

Uzay Verileriyle Daha Etkin Tedavi Yöntemleri Geliştirilecek

Dr. Taştan, elde edilen bulguların yeni bilimsel çalışmalara zemin hazırlayabileceğini vurguladı. Uzayda keşfedilen bu genlerin, dünya üzerindeki araştırmalarda yeni ilaç hedeflerinin belirlenmesi ve daha etkili tedavi yöntemlerinin geliştirilmesi için kullanılabileceğini ifade etti. “Bu sonuçlar, uzay tıbbı ve uzay biyolojisi alanında henüz isimlendirilmemiş hastalıklara karşı nasıl mücadele edebileceğimiz konusunda önemli bilgiler sağladı,” dedi.

Yeni Genlerin İsimleri Türkler Tarafından Belirlenecek

Bilim dünyasında yeni bir keşif yapıldığında, ilgili bulgulara isim verme hakkı genellikle araştırmayı gerçekleştiren bilim insanlarına aittir. Dr. Taştan, uzayda keşfedilen bu 7 gen için de benzer bir sürecin geçerli olacağını belirtti. “Uzayda keşfettiğimiz, henüz isimlendirilmemiş bu genlerin isimlerini Türkiye olarak biz vereceğiz. Bu durum, dünya literatüründe de bu isimlerle anılmamıza ve uzay çalışmalarında Türk araştırmalarını referans göstermeye olanak tanıyacak,” dedi.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu