CHP’nin Birlikteliği Saldırı Altında: Gerçekler Ne?

CHP, içindeki çatışmalara rağmen birlikteliğini koruyor. Kılıçdaroğlu ve Özgür Özel arasındaki gerilim, partinin geleceğini nasıl etkiliyor?

Tarsus’ta CHP’nin Belediye Başkanı Ali Boltaç ile gerçekleştirdiğimiz etkinlik sonrası bu yazıyı kaleme alıyorum. Tarsus Belediyesi, değerli bir sanat galerisini hizmete açtı ve önümüzdeki yıl için muhteşem bir amfitiyatro ve geniş bir kültür merkezi projesi bulunuyor. Sayın Başkan’ı ve duyarlı Tarsus halkını bu başarılarından dolayı kutluyorum.

Başlangıçta belirtmek isterim ki, lütfen “CHP bölündü, Kılıçdaroğlu ve Özgür Özel birbirine düşman!” gibi yorumlar yapmayın. Futbolda bazen bir oyuncunun diğerine sert bir şekilde müdahale etmesiyle başlayan tartışmalar yaşanır; bu durum, hakemin her iki oyuncuya da sarı kart göstermesiyle sonuçlanır. Ancak bu, dürüstlükten uzak bir yaklaşım. CHP’nin yaşadığı iki başlılık durumu gerçektir. Genel merkezi ele geçiren Kılıçdaroğlu’nun CHP’si bir tarafta, örgütün ve seçmenlerin büyük çoğunluğunu temsil eden Özgür Özel’in liderliğindeki “gerçek” CHP ise diğer tarafta bulunmaktadır. Kılıçdaroğlu’nun durumu, yalnızca kendi çıkarları doğrultusunda hareket eden, giderek yalnızlaşan bir liderlik anlayışıdır. Bu noktada, “partinin iki ismi neden birbirine düşman olsun?” gibi genellemeler yapamazsınız. Eğer bu şekilde düşünüyorsanız, lütfen kendi politik kimliğinizi sorgulayın ve çekilin. Çünkü bu tür yorumlar, konuyu yeterince takip edemeyen genç ve yaşlı kitlelerin kafasını daha da karıştırıyor. Erdoğan’ın “yeni kayıkçı kavgası” ifadesine atıfta bulunmak gerekirse, burada böyle bir durum söz konusu değildir. CHP, iktidarın saldırıları altında ve Kılıçdaroğlu, bu saldırıların bir aracı haline gelmiştir.

“Kavga etmeye gerek yok, uzlaşmalılar” diyenlere önerim, 200 ml süt ile 200 ml kemik suyu, şalgam, kola ve boza karıştırıp içmeyi denemeleridir. Eğer bunu başarabiliyorlarsa, belki uzlaşma da mümkün olabilir. Yani boş hayaller peşinde koşmasınlar! (Bu karışımı denemelerini kesinlikle tavsiye etmiyorum.)

BAY KEMAL’İN CHP’Sİ, ÖZGÜR ÖZEL SEÇİME GİREMEZSE BAYRAM YAPAR!

Bu durumu düzeltmek için acilen gerçeklerle yüzleşmek gerekiyor. Eğer kurultay iptal edildiyse, yenisinin bir an önce yapılması şart. Ancak Kılıçdaroğlu’nun böyle bir niyeti yok gibi görünüyor. Nasıl ki Erdoğan erken seçime gitmek istemiyorsa, Kılıçdaroğlu da talepleri görmezden gelerek bahaneler üretmeye devam edecek. Zaten Kılıçdaroğlu’nun yeni sözcüsü Müslüm Sarı, yakın zamanda bir kurultay yapılmayacağını belirtmiş. Özgür Özel’in halkın büyük desteğiyle ülkenin liderliğine koşması, ne erken seçimde ne de kurultayda onaylanmak istenmiyor. Bu durum, partinin geleceği açısından son derece tehlikeli.

Türkiye, CHP’nin Temmuz 2026’ya kadar kurultayını toplamazsa seçimlere katılma şansının tehlikeye gireceğini öğrendi. 2023’teki kurultay artık geçersiz sayıldığından, 2020’de yapılan son kurultaydan altı yıl sonra hala yeni bir kurultay yapılmamış olacak. Bu kadar kötü bir yargı mekanizması, böyle bir fırsatı kaçırır mı? Elbette hayır! Bu durumu görmekte geç kalmadınız mı?

Şimdi daha zor bir soru soralım: Kılıçdaroğlu ve MYK’sı, “Acelen var, hemen Temmuz’da kurultayı toplayalım, partiyi bu tehlikeden koruyalım” mı diyecek, yoksa “öyle yağma yok” diyerek zaman kazanıp, hukuki gerekçelere sığınarak delege imzalarını boşa mı çıkaracaklar? Cevaplarınızı merak ediyorum.

KILIÇDAROĞLU’NUN HAYALİNDEKİ PARTİ(!)

Kılıçdaroğlu, “Genel başkanı 2 milyon üye seçsin” önerisini çoktan rafa kaldırdı. Eğer üyeler “Başkan seçimini biz yapacağız” derlerse, Kılıçdaroğlu bu yetkileri kullanarak onları partiden ihraç edebilir. Hatta kendi atayacağı yeni delegelerle kurultaya gitmeyi bile tercih edebilir. Çünkü onun alışık olduğu ve kendisine uygun olan parti içi mekanizma böyle işler. Eğer parti seçimlere giremezse, Kılıçdaroğlu, misyonunu başarıyla tamamlamış biri olarak röportajlar vermeye başlayacaktır.

Değerli arkadaşlar, Lütfü Savaş sayesinde 2 yıl önce başlayan bu butlan senaryosunu bugüne taşıyanlar, Özgür Özel, İmamoğlu ve Yavaş ekibine parlak bir CHP’yi 45 gün içinde geri verir mi? Onların zihniyeti, Adalet Bakanlığı ve yargı mekanizmasından alıştığımız gibi, Özgür’ün CHP’sinin önüne her türlü engeli çıkarmaktır. Kılıçdaroğlu tarafı da bu durumu kendi çıkarları doğrultusunda kullanarak halkın seçim umudunu yok etmeye devam edecektir. Çünkü Kılıçdaroğlu, gemiyi karaya oturtacak kişi olursa, buna itiraz etmeyecek, yeter ki Özel ve ekibi kaptanlık köşküne giremesin.

İKİ UYARI

Son olarak iki uyarıda bulunmak istiyorum. İlk olarak, önümüzdeki Salı günü yapılacak grup toplantısı hakkında: Geçtiğimiz Salı yapılan toplantı, iktidar kanadını rahatsız etti; bunun tekrarlanmasını istemeyecekler. Özgür Özel, grup toplantısını Ferdi Zeyrek anma günü nedeniyle yapamayacağını belirtirken, Kılıçdaroğlu’nun sözcüsü Sarı, haftaya toplantı yapılacağını söyledi. Bu iki bilgi arasında bir bağlantı olup olmadığını bilemeyiz. Eğer anma töreni erkene veya geç saate alınsaydı, belki Kılıçdaroğlu bu hamleyi yapamazdı. Sarı, bir diyalog heyeti oluşturmaya karar verdiklerini de ekledi. Butlan liderinin, kitleleri uyutarak tepkisiz hale getirme kapasitesini biliyoruz. Belki de grup toplantısı ve heyet hamlelerinin, kamuoyunun tepkileriyle baş edemeyeceklerinin farkına varmış olmalarıyla ilgisi vardır.

İkinci bir uyarı: Yeni bir partinin sesi uzaktan hoş gelebilir. Ancak bu tür partilere karşı çok daha kolay hukuki engeller çıkarılabilir; “Doğum belgelerinde muhtarlık damgası eksik” gibi bahanelerle engellerle karşılaşabilirler. Gerekirse her kural baştan yazılabilir. Çünkü maçı kaybetmek istemeyen rakip takımın başkanı, kendisini hem hakem hem de federasyon başkanı olarak görmektedir; bu gerçeği göz ardı etmemeliyiz.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu