Dizel fiyatları benzine karşı küresel farkı açıyor

Dizel fiyatları küresel ölçekte benzinden daha hızlı yükseliyor. Türkiye’de üç aylık dizel zamları benzini 6,7 puan geride bıraktı.

Akaryakıt piyasasında son dönemin dikkat çeken gelişmesi, dizel fiyatlarının benzin fiyatlarından daha hızlı artması oldu. Dünyada 175 ülkeyi kapsayan fiyat endeksine göre dizelin ortalama litre fiyatı ağustos sonu itibarıyla 1,59 dolara yükseldi. Son üç ayda benzin fiyatları ortalama yüzde 15,3 artarken dizeldeki yükseliş yüzde 20’ye yaklaştı.

İki yakıt arasındaki ayrışma yıllık verilerde daha belirgin hale geldi. Son 12 aylık dönemde küresel benzin fiyatları yüzde 19,38 yükselirken dizel fiyatlarındaki artış yüzde 32,86 olarak hesaplandı. Böylece fark yalnızca litre fiyatlarında değil, zamların hızında da dizel aleyhine genişledi.

Türkiye’deki tablo da küresel eğilimle paralel ilerledi. 31 Ağustos itibarıyla benzinin üç aylık fiyat artışı yüzde 14,3 olurken dizel yüzde 21 zamlandı. Bu sonuç, dizelin aynı dönemde benzinden 6,7 puan daha fazla arttığını gösterdi.

Dizel talebi ekonominin damarlarında yoğunlaşıyor

Dizel fiyatlarının benzinden daha hızlı yükselmesinin temel nedenlerinden biri, bu yakıtın ekonomide üstlendiği rol. Benzin daha çok binek otomobillerde kullanılırken dizel; kamyon, gemi, tren, traktör ve ağır iş makineleriyle taşımacılık, tarım ve sanayi faaliyetlerinin merkezinde yer alıyor.

Bu nedenle dizel talebi, fiyatlar yükseldiğinde bile kısa sürede önemli ölçüde gerilemiyor. Malların sevkiyatı, tarımsal üretim, hasat ve inşaat gibi faaliyetlerin devam etmesi gerekiyor. Talebin daha az esnek olması, arzda yaşanan kesintilerin fiyatlara daha hızlı yansımasına yol açıyor.

Dizelin küresel ticaretteki kritik konumu, herhangi bir ülkedeki rafineri sorununun veya ihracat kaybının başka bölgelerde de hissedilmesine neden oluyor. Bu durum, dizel piyasasını arz şoklarına karşı benzine kıyasla daha hassas hale getiriyor.

Fiyat baskısının odağında rafineri kapasitesi var

Son dönemde ham petrol fiyatları ile rafine ürün fiyatları arasında belirgin bir ayrışma yaşanıyor. Piyasalardaki asıl sıkışıklık, ham petrolden çok bu ürünün kullanılabilir yakıta dönüştürülmesini sağlayan rafineri kapasitesinde görülüyor.

Rafine dizel ile üretimde kullanılan ham petrol arasındaki farkı ölçen dizel crack spread göstergesi, arz baskısının boyutunu ortaya koyuyor. ABD’de bu gösterge ağustos ayında ilk kez varil başına 100 doların üzerine çıktı ve 17 Ağustos’ta 102,20 dolara ulaştı.

Eylül ayının başında ABD’de dizel fiyatı galon başına 5,82 dolarla rekor seviyeyi gördü. Rusya’daki rafinerilere yönelik Ukrayna saldırıları, İran savaşı ve Orta Doğu’da üretim ile taşımacılığı etkileyen sorunlar piyasadaki baskıyı artırdı. Aynı dönemde ABD dizel stokları da kritik seviyelere geriledi.

Avrupa dış tedarike daha bağımlı

Avrupa’da ise Rusya’dan dizel ithalatının azalması, bölgenin dış tedarikçilere olan bağımlılığını artırdı. Orta Doğu’daki aksaklıkların da devreye girmesiyle Avrupa dizel piyasasında rafineri marjları yüksek seyretmeye devam etti.

Benzer ayrışma Avrupa’nın büyük ekonomilerinde de görüldü. Almanya’da üç aylık benzin fiyatları yüzde 12,2 artarken dizel yüzde 16,9 yükseldi. Fransa’da benzin yüzde 1,4 gerilerken dizel yüzde 3,9 zamlandı. Polonya’da benzin yüzde 2,7 artış kaydetti, dizel fiyatları ise yüzde 11,3 yükseldi. Macaristan’da benzindeki yüzde 0,3’lük düşüşe karşılık dizel yüzde 10,7 arttı.

Ancak bu eğilim tüm ülkelerde aynı şekilde yaşanmadı. Çin’de üç aylık dönemde benzin yüzde 7,8, dizel yüzde 8,4 geriledi. Endonezya’da ise benzin yüzde 28,7 artarken dizel yüzde 2,2 düştü. Veriler, dizelin özellikle arz sıkışıklığı yaşayan büyük pazarlarda daha kırılgan hale geldiğine işaret ediyor.

Dizel artışı küresel ekonomi için risk oluşturuyor

Dizel fiyatlarının benzinden hızlı yükselmesi, enerji enflasyonunun yalnızca akaryakıt istasyonlarındaki fiyatlarla sınırlı kalmayabileceğini gösteriyor. Taşımacılık, tarım ve sanayide yaygın biçimde kullanılan dizeldeki artış, gıda ve tüketim ürünlerinin maliyetlerini de yukarı çekebiliyor.

Bu nedenle önümüzdeki dönemde yalnızca ham petrol fiyatlarının seyri değil, rafinerilerin ne kadar dizel üretebildiği ve ürünün ihtiyaç duyulan bölgelere ne ölçüde taşınabildiği de belirleyici olacak. Yeni bir ham petrol şoku yaşanmasa bile rafineri kesintileri ve lojistik sorunların sürmesi, dizel fiyatlarının küresel enflasyon üzerindeki baskısını artırabilir.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu