Bağdat: Tarihin Derinliklerinde Bir Başşehir
Bağdat, İslam medeniyetinin altın çağının merkezi olarak tarihe damgasını vurmuş bir başşehirdir.
Halife Mansur, hilafet merkezi olarak Bağdat’ı seçtiğinde, bu bölge ticaret yollarının kesişim noktasında, verimli topraklara ve hoş bir iklime sahipti. Mansur, yeni şehrin inşası için mimar ve ustalar getirterek Bağdat’ı inşa etti. Zamanla, ipek, kâğıt, çeşitli yağlar ve ilaçların üretildiği bir ticaret merkezi haline gelen Bağdat, aynı zamanda attarlar ve kitapçılar gibi meslek gruplarının da örgütlendiği bir yer oldu. İslam dünyasının en büyük ve en gözde şehirlerinden biri haline gelen Bağdat, görkemli sarayları, muhteşem camileri ve medreseleri, zengin kütüphaneleri ve rasathaneleriyle ünlendi. Bu şehir, İslam medeniyetinin altın çağını yaşadığı yer olarak tarihe geçti.
Cebirin kurucusu Hârizmî, ilk İslam filozofu Kindî, tıp alanında önemli katkılarda bulunan Ebû Bekir er-Râzî, astronomi alanında tanınan Bettânî, matematik, astronomi, coğrafya ve eczacılıkta öne çıkan Bîrûnî, Fârâbî, İbn Sînâ ve Gazzâlî gibi birçok ünlü isim, Bağdat’ta yetişti. Ayrıca, Bağdat’taki Nizamiye Medresesi, Avrupa üniversitelerinin öncüsü olarak kabul edilen bir eğitim kurumu olarak dikkat çekmektedir.




