Kalp Damar Hastalıkları Türkiye’de En Yaygın Ölüm Nedeni
Türkiye’de ölümlerin %34,7’si kalp damar hastalıklarından kaynaklanıyor. Uzmanlar hareketsizliğin etkilerine dikkat çekiyor.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan verilere göre, ülkemizde gerçekleşen ölümlerin %34,7’si dolaşım sistemi hastalıkları nedeniyle meydana geliyor. Bu durum, kalp ve damar hastalıklarının toplum sağlığı üzerindeki etkisini gözler önüne seriyor.
Dolaşım sistemi hastalıkları arasında en yüksek ölüm oranı, %42,3 ile iskemik kalp hastalıklarına aitken, bunu %24,6 ile diğer kalp hastalıkları ve %18,2 ile serebro-vasküler hastalıklar takip ediyor. Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Kardiyoloji Kliniği’nden Prof. Dr. Gökhan Çiçek, bu verilerin kalp ve damar hastalıklarının toplumda ne denli yaygın bir tehdit oluşturduğunu gösterdiğini ifade etti.
Prof. Dr. Çiçek, kalp damar hastalıklarındaki artışın en önemli sebeplerinden birinin hareketsizlik olduğunu vurgulayarak, dijital bağımlılığın özellikle çocuklar arasında yaygınlaştığını belirtti. Günümüzde bireylerin, evde uzun saatler oturması ve hareket etmemesi, bu hastalıkların artışına neden oluyor. İnsanlar, kısa mesafelerde bile araç kullanmayı tercih eder hale geldi ve bu durum obeziteyi tetikleyerek, tansiyon, kolesterol ve diyabet gibi sağlık sorunlarını da beraberinde getiriyor.
Sigara kullanımının da kalp damar hastalıkları üzerindeki etkisine dikkat çeken Prof. Dr. Çiçek, elektronik sigaraların gençler arasında yaygınlaşmasının halk sağlığı açısından ciddi tehditler oluşturduğunu belirtti. Sigaranın, kalp damarlarının iç yüzeyini tahriş ederek pıhtılaşmalara neden olduğunu ve bu durumun kalp krizi veya felç gibi ciddi sonuçlar doğurabileceğini ifade etti. Tek bir sigaranın bile kalp krizi riskini artırabileceğini belirten Çiçek, sigara bırakma ve hareketsizlikle mücadele etmenin bu hastalıkların önlenmesinde büyük rol oynayabileceğini söyledi.
Genç yaşlarda dolaşım sistemi hastalıklarının görülmesinin sebeplerinden birinin sigara bağımlılığı ve hareketsizlik olduğunu belirten Prof. Dr. Çiçek, bu hastalıkların belirtilerinin genellikle sinsice ilerlediğini vurguladı. Örneğin, şah damarı tıkanıklığında bayılma veya uyuşma gibi belirtiler ortaya çıkabilirken, kalp ile ilgili sorunlarda göğüs ağrısı ve nefes darlığı gibi daha ciddi semptomlar görülebiliyor. Ancak bazen bu hastalıklar belirti vermeden de ilerleyebiliyor ve ani kalp krizi ile kendini gösterebiliyor.
Prof. Dr. Çiçek, 40 yaşından sonra tansiyonun düzenli olarak ölçülmesi gerektiğini belirtti. Tansiyon yükselmesi gibi belirtiler görüldüğünde doktora başvurulması gerektiğini vurgulayan Çiçek, kan, kolesterol ve şeker seviyelerinin de bilinmesinin önemine değindi. Ayrıca, günümüzde lipoprotein (a) gibi lipid parametrelerine de dikkat edilmesi gerektiğini belirtti. Basit EKG ve ekokardiyografi gibi testlerle kalp damar hastalıkları riski hakkında bilgi edinilebileceğini ifade etti.




