İsrail Lobisi ABD’deki Savaş Politikasını Şekillendiriyor
İsrail lobisinin ABD’deki etkisi ve savaş politikalarındaki rolü üzerine çarpıcı analizler.
ABD merkezli Demokrasileri Savunma Vakfı (FDD) tarafından hazırlanan İran karşıtı metinlerin, Donald Trump yönetiminin resmi söylemiyle benzerlik göstermesi, Washington’daki İsrail yanlısı lobinin etkisini yeniden gündeme getirdi. Medyaya sızan bilgilere göre, FDD’nin Beyaz Saray’a sunduğu hedef haritasının, sahadaki saldırılarla örtüşmesi dikkat çekerken, kurumun İsrail’deki Bakanlıklarla sık sık iletişimde bulunduğu da ortaya çıktı.
FDD, sivil toplum kuruluşu adı altında faaliyet gösteren bir İsrail lobisi olarak, İran hükümeti ve bu ülkeye karşı yürütülen savaşta kullandığı dilin, ABD Dışişleri Bakanlığı ve Trump yönetiminin kullandığı dil ile örtüştüğünü gösteriyor. ABD medyasında yer alan analizlere göre, FDD’nin Beyaz Saray ile paylaştığı ve “Rejimin altyapısı: İran’daki muhtemel hedefler” başlıklı haritanın, ABD ve İsrail’in bombaladığı noktalarla benzerlik taşıdığı belirlendi. Ayrıca, FDD’nin ABD Hazine Bakanlığı’na yaptığı vergi muafiyeti başvurusunda, “İsrail’in ABD’deki imajını düzeltmek” ve “İsrail-Arap ilişkilerine dair anlatıyı şekillendirmek” ifadelerinin yer aldığı kaydedildi.
FDD’nin İsrail’deki Stratejik İlişkiler Bakanlığı ile sıkça yazıştığı ve ABD televizyonlarında savaşı en çok destekleyen isimler arasında yer aldığı belirtiliyor. Kurumun iç yazışmalarında “Bakanlıkları ikna ettik” notunun bulunması ise dikkat çekici bir detay olarak öne çıkıyor.
Trump Yönetimi ile FDD Arasındaki Bağlantılar
Araştırmacı gazeteci Stephen McIntyre’nin yaptığı analizler, 2 Mart 2026’da Beyaz Saray tarafından yayımlanan İran karşıtı resmi açıklamanın, FDD’nin Haziran 2025’te yayımladığı metinle birebir örtüştüğünü ortaya koyuyor. Beyaz Saray metninde yalnızca “İran destekli” ifadelerinin eklendiği görülüyor. McIntyre, bu benzerliklerin sonraki metinlerde de devam ettiğini vurguluyor.
İsrail’in Stratejik Hedefleri
FDD’nin kurucuları tarafından ABD vergi kurumu IRS’e sunulan belgelerde, kuruluşun ilk adının “EMET” (İbranice “gerçek”) olduğu ve amacının “İsrail’in imajını güçlendirmek” olarak tanımlandığı belirtiliyor. Zamanla adını değiştiren FDD, Washington merkezli en etkili dış politika düşünce kuruluşlarından biri haline geldi. FDD, ABD Kongresi Dış İlişkiler Komitesi’nde sıkça dinlenen kuruluşlardan biri olarak, özellikle İran’a karşı askeri müdahaleyi savunan raporlarıyla dikkat çekiyor. Kurumun iç yazışmalarında, “ABD Dışişleri Bakanlığı ve Savunma Bakanlığı’nı ikna ettik” ifadesinin yer alması, İsrail’in lobicilik faaliyetlerindeki etkisini bir kez daha gözler önüne seriyor.
Hedef Belirleme ve İkna Faaliyetleri
FDD, yalnızca söylem üretmekle kalmayıp, aynı zamanda İran’da vurulacak hedeflere ilişkin önerilerde de bulundu. Bu hedefler arasında Tahran’daki petrol depoları ve stratejik altyapı tesisleri yer alıyor. 8 Mart’ta İsrail tarafından bu tesislere yönelik gerçekleştirilen saldırılar sonrasında, şehir genelinde geniş çaplı yangınlar ve zehirli duman oluştuğu bildirildi. Axios’un iddialarına göre, ABD hükümeti büyük ölçüde FDD’nin önerdiği çerçeveyi takip etti.
Medya Üzerindeki Etkileri
FDD’nin, Donald Trump’ın ikinci Başkanlık döneminde İran’a yönelik “maksimum baskı” politikasının şekillenmesinde aktif bir rol oynadığı da ortaya konuyor. Kurumun, ABD Dışişleri Bakanlığı hibe programında üst sıralarda yer aldığı ve hükümetin İran politikasını eleştiren çevrelere karşı kampanya yürüttüğü belirtiliyor. Ayrıca, FDD’nin en büyük finansörleri arasında, Trump’ın seçim kampanyalarına büyük bağışlar yapan Sheldon ve Miriam Adelson Vakfı’nın bulunduğu kaydedildi. Bu finansal ve ideolojik ağ, Washington’un İran politikasında belirleyici unsurlardan biri haline geldi. Araştırmacı gazeteci Max Blumenthal’in derlemesine göre, ABD televizyonlarında İran’a karşı yürütülen kuralsız savaşı en çok destekleyen düşünce kuruluşu da FDD oldu.




