Ecir Allah’tan: Peygamberlerin Beklentisi Yalnız Rıza

Ecir Allah’tan anlayışı, peygamberlerin tebliğ karşılığında dünyevî bir karşılık beklemediğini ve asıl mükâfatın Allah’ın rızası olduğunu anlatır.

“Eğer yüz çeviriyorsanız, sizden zaten hiçbir ücret istemedim. Benim ücretim ancak Allah’a aittir. Bana Müslümanlardan olmam emredildi.” (Yûnus, 10/72)

Bu ayette, Hz. Nuh’un kavmine yaptığı çağrıdan bir bölüm aktarılır. Hz. Nuh, uzun yıllar boyunca kavmini imana ve doğru yola davet etmiş; öğütlerini samimiyetle sürdürmesine rağmen onlardan herhangi bir karşılık istememiştir. Ancak kavmi, bütün bu çağrılara rağmen inkârda ısrar etmiş, gerçeği reddetmiş ve onu yalanlamıştır.

İnat ve zulümde direnen Nuh kavmi, sonunda Allah’ın azabıyla karşılaşmış ve tufanda boğulmuştur. Bu olay, peygamberlerin insanları hakikate davet ederken dünyevî bir kazanç gözetmediğini ortaya koyar.

Peygamberlerin asıl amacı, Allah’ın rızasını kazandıracak bir tebliğ görevini yerine getirmektir. Bu nedenle ecir Allah’tan anlayışı, ilahî görev karşılığında beklenen gerçek mükâfatın maddî imkânlar değil, Allah katındaki sevap ve karşılık olduğunu ifade eder.

Ecir: Manevî ve uhrevî karşılık, sevap; bir hizmet veya çalışmanın karşılığında verilen ücret, para ya da bedel anlamına gelir.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu