Ahmet Davutoğlu’ndan iktidara çağrı: ‘Türkiye Cumhuriyeti İsrail’e sınır göstermek zorunda’ – Son Dakika Siyaset Haberleri

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, beraberinde milletvekilleriyle TBMM’de Gazze konulu bir basın toplantısı düzenledi.

Davutoğlu, “Tel Aviv’e giden yol Washington’dan geçer. Bugün bu soykırımı durduracak yegane ülke Washington’dır ve Trump’dır. Türkiye’nin Amerika üzerinde baskı yapması halinde bir ateşkes şansı var” dedi.

“TÜRKİYE, İSRAİL’E HADDİNİ BİLDİRMELİ”

Davutoğlu, Türkiye’nin İsrail’e haddini bildirmesi gerektiğini belirterek, “Eğer haddini bildirmezse ne olur biliyor musunuz? İsrail oradaki küstahlıkla durdurulamazsa Suriye’ye yaptığı saldırılar sonrasında Suriye üzerinden Türkiye’yi doğrudan tehdit eder. Ayrıca bu konuda da açık ifade edeyim, Türkiye Cumhuriyeti İsrail’in Suriye’ye dönük bütün saldırılarına karşı elindeki bütün gücüyle Suriye’nin yanında yer almak durumunda ve İsrail’e sınır göstermek zorunda” dedi.

Davutoğlu şunları kaydetti:

“7 Ekim’deki olaylar sonrasında İsrail soykırımı başlattığında birçok vesilesiyle TBMM kürsüsünden iktidara çağrıda bulunduk. 12 maddelik bir açıklama yaparak şu önlemleri alın dedik. Önlemlerimiz arasında İsrail ile ticareti derhal kesin, İsrail’e limanları kapatın, İsrail’e hava sahasını, İsrail’e giden bütün uçuşları kapatın. İsrail safında çatışan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları varsa onlarla ilgili gerekli hukuki işlem yapın dedim. Kürecik’le ilgili, Amerikan üsleri ile ilgili gerekli tedbirleri alın dedik. Hiçbirisini yapmadılar. Bugün bizi üzen dünya gündeminde Türkiye’yi çok zor duruma düşüren bir tabloyla karşı karşıyayız.”

“TÜRKİYE İSRAİL’E DESTEK SAĞLAYAN ÜLKELER ARASINDA ZİKREDİLİR HALE GELMİŞ”

“Şu anda dünyadaki Türkiye algısına baktığımızda maalesef Türkiye İsrail’e karşı hiçbir müeyyide uygulamayan, uygulamadığı gibi İsrail ile ticareti sürdürerek İsrail’in savaş makinelerine malzeme sağlayan bir ülke görünümünde. Küresel vicdan girişimi oluşturarak dünyanın saygın akademisyenleriyle, uluslararası hukukçularıyla, devlet adamlarıyla 12 Aralık 2023’te bir açıklama yapmıştık. Şu anda bu temasları sürdürüyorum. Cevap vermekte zorlandığımız bir soru var: Türkiye niye İsrail’e olan desteğini sürdürüyor?

İnsanlık vicdanının sesi olması gereken Türkiye bugün maalesef iktidarın yanlış politikalarıyla dünyada inandırıcılığını kaybetmiş, İsrail’e bırakın tepki göstermeyi, İsrail’e destek sağlayan ülkeler arasında zikredilir hale gelmiş. Bu büyük bir utançtır, büyük bir yüz karasıdır.

20, 30 sene sonra Türkiye Cumhuriyeti, mazlumların dualarıyla kurulan Türkiye Cumhuriyeti nasıl anılıyor, bizi ilgilendiren bu. Maalesef anılacak olan tablo şudur: BM verilerine göre Çin, Amerika, Almanya ve İtalya’dan sonra İsrail’e en çok ticaret yapan 2,8 milyar dolarla Türkiye geliyor. Yüz karası bir tablo. Uluslararası ulaşım ağlarını gösteren bütün haritalarda Mersin Limanı İsrail’e en çok emtia aktaran, en çok malzeme gönderen liman. Yine uluslararası veriler, herkesin gözü önünde İsrail’in jet yakıtları dost ve kardeş Azerbaycan’dan Türkiye üzerinden İsrail’e gidiyor. İki yıldır her vesileyle bunları durdurmuyoruz. Önce ticareti reddettiler. Sonra 2 Mayıs 2024’te ticareti durdurduklarını ilan ettiler. Ama durdurulan ticaret dahi dünyada beşinci büyük ticaret ortağı yapıyor Türkiye’yi İsrail ile. Yüz karası bir tabloyla karşı karşıyayız.

İktidar tipik eskiden bizim eleştirdiğimiz, Cumhurbaşkanı’nın hepimizin eleştirdiği Orta Doğu’daki Arap rejimlerinin uyguladığı politikayı uyguluyor. Yani çok söz, çok hamaset hiç eylem yok. 7 Ekim’den bu yana Cumhurbaşkanı’nın söylemlerine baktığınızda gerçekten ağır, içerik bakımından sert söylemler. Ama uygulamaya baktığınızda, Türkiye’nin şu ana kadar İsrail’e uyguladığı tek bir müeyyide yoktur.”

“TÜRKİYE’NİN AMERİKA ÜZERİNDE BASKI YAPMASI HALİNDE BİR ATEŞKES ŞANSI VAR”

“Türkiye’nin Gazze’ye dönük herhangi bir havadan yardım indirimi yok. Tel Aviv’e giden yol Washington’dan geçer. Bugün soykırımı durduracak yegane ülke Washington’dır ve Trump’tır. Türkiye’nin Amerika üzerinde baskı yapması halinde ateşkes şansı var. 2009, 2012, 2014 savaşlarında Amerika üzerindeki etki gücümüz dolayısıyla Gazze’deki İsrail saldırılarını durdurmuştuk. 2012’de İsrail saldırıları sadece 12 gün sürmüştü. Çünkü Türkiye’nin bir ağırlığı, caydırıcı gücü vardı. Bugün Amerika nezdinde gücümüzü kaybetmiş durumdayız.

Eğer Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin geçmiş ve cari yetkililerinin dosyaları New York’taysa, Utah mahkemelerinde hala kara para aklama dosyaları varsa Trump’a karşı sesiniz çıkamaz. Cumhurbaşkanı’nın bir Amerikan Başkanı ile yaptığı son görüşme Kasım 2019’da. Yani 6 yıl herhangi bir Amerikan Başkanı ile ne Biden ile ne Trump ile Washington’da ya da Ankara’da heyetler arası görüşme yapılmadı. Yapılan görüşmeler hepsi NATO marjında, BM marjında, yarım saat, en fazla bir saat süren hazırlıksız ad hoc dediğimiz toplantılardır.

Erdoğan derhal Amerika nezdinde bütün etki gücünü kullanarak ve gerekli müeyyideleri söyleyerek, ‘Gazze’de ateşkes sağlanmazsa Amerika’nın Türkiye’de yürütmekte olduğu birçok faaliyeti kısıtlama getireceğiz’ demeli. Türkiye hizaya sokulacak bir ülke değildir. Türkiye, Filistin söz konusu olduğunda herhangi bir ülke gibi söylemle yetinecek bir ülke değil.”

“LİMANLARI KAPATIN, HAVA SAHASINI KAPATIN”

“Halkımız gösteri yapıyor, biz de sert söylemler dile getiriyoruz demek Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’na da Türkiye Cumhuriyeti’ne de yakışmaz. Bugün TBMM’nde Yeni Yol grubunun da içinde olduğu inisiyatifle yapılacak oturum bu açıdan kritiktir. Düşüncelerimizi dile getireceğiz. Ne olur torunlarımızın, çocuklarımızın dünyanın ve Müslüman toplumların ve insanlığın yüzüne bakamayacak hale gelecek şekilde, yüzlerini eğecek şekilde politika sürdürmeyin. Sert ve kararlı yöntemler uygulayın. Mesela ne mi yapınız? Başta söylediğimiz bütün müeyyideleri hayata geçirin. Tekrar söylüyorum, limanları kapatın, hava sahasını kapatın. Hala İsrail Büyükelçiliği burada açık. ‘Şu kadar süre içinde Gazze’deki soykırım durmazsa İsrail’le bütün ilişkileri keseceğiz’ deyin.”

“NETANYAHU BM GENEL KURULU’NDA KONUŞURKEN ONA O SALONU ZİNDAN EDİN”

“Sayın Cumhurbaşkanı önümüzdeki ay BM Genel Kurul toplantılarına gidecek. Orada Türkiye Cumhuriyeti’nin inisiyatifi ile Gazze konusunda İsrail’e gerçek ve somut müeyyide uygulamak üzere Gazze dostları, Filistin dostları adıyla bir toplantıya liderlik yapın. Filistin’i devlet olarak tanıyan bütün ülke liderleriyle bir araya gelin ve somut adımları İsrail’in önüne koyun. Netanyahu BM Genel Kurulu’nda konuşurken ona o salonu zindan edin. Netanyahu o salonda konuşamasın. Öyle bir müeyyide uygulayın ki, Netanyahu o salona çıkma cesareti bile gösteremesin. Bunu yapacak güç Türkiye Cumhuriyeti’nde vardır. Yeter ki siyasi irade olsun.

Bugünkü oturum, rutin bir oturum olmamalı. Bu oturumda iktidara var olan gücünüzle gerçekleri haykırın. TBMM Cumhur İttifakı iktidarının yapmadığını yapsın ve inisiyatifi eline alsın. Bu mesele Türk milletinin onurudur, insanlığın onurudur. Hiç kimse Hamas’ı, Filistinlileri işgal altındaki toprakları dolayısıyla mücadele ettikleri için kınayamaz. Kudüs bizim meselemiz. Mescid-i Aksa’da daha geçen günlerde İsrailli Bakan’ın yaptığı provokasyon açık. Hala İslam dünyasından doğru dürüst bir ses yok. İslam İşbirliği Teşkilatı geçen hafta toplandı. Peki ne karar aldı? Türkiye Cumhuriyeti geçmişteki uygulamalarıyla zaten bilinen genel Arap tutumunun içinde yer alamaz. Türkiye Cumhuriyeti yürüyecek, diğer ülkeler onun arkasından gelecek. Geçmişte biz böyle yaptığımız için Türkiye Cumhuriyeti saygındı.”

“TÜRKİYE, İSRAİL’E HADDİNİ BİLDİRMELİ”

“Bölgedeki Arap ülkelerinin genel politikalarına uyumlu davranacağız diye Türkiye Cumhuriyeti liderliği elden bırakamaz. Liderlik yapmalı, öne geçmeli, İsrail’e haddini bildirmeli. Eğer haddini bildirmezse ne olur bakın biliyor musunuz? İsrail oradaki küstahlıkla durdurulamazsa Suriye’ye yaptığı saldırılar sonrasında Suriye üzerinden Türkiye’yi doğrudan tehdit eder. Ayrıca bu konuda açık ifade edeyim, Türkiye Cumhuriyeti İsrail’in Suriye’ye dönük bütün saldırılarına karşı elindeki bütün gücüyle Suriye’nin yanında yer almak durumunda ve İsrail’e sınır göstermek zorunda. ‘Buradan öteye geçemezsiniz. Kendi sınırlarınız ötesinde yapacağınız her operasyonu, her komşu ülkeye yaptığınız saldırıyı Türkiye’ye saldırı olarak görürüz’ net mesajını vermeli. Amerika’da bu mesajı almalı ki bu soykırımı durdurabilsin.

Gazze’de kendi toprakları için Kudüs’ün, Mescid-i Aksa’nın, İslam toplumlarının onuru için ve insanlık onuru için şehit düşmüş bütün kahramanlara rahmet diliyorum. Onların yakınlarına başsağlığı ve sabır diliyorum. Şu ana kadar öldürülen 62 bin resmi kayıtlara göre. Lancet gibi uluslararası sağlık örgütlerine göre en az 150 bin civarında kayıplarla vefat var. 156 bin yaralı. Son bir ay içinde ölen, açlıktan ölen sayısı 351. Bunun 151’i çocuk. Öldürülen gazeteci sayısı 243. Bu tablo karşısında hala İstanbul’da, Ankara’da yapılan gösterilerle ‘Tepki gösteriyoruz’ demek acziyettir. Ayrıca Ankara’da yapılan gösterilerin bir kısmının engellenmesi de Batı ülkelerinde görülmeyen baskıların Türkiye’de İsrail aleyhtarı gösteri yapan gençlere yapılması da yüz kızartıcıdır, utanç vericidir.””

“EĞER KOMİSYON BİZİ ÇAĞIRIRSA BÜTÜN TECRÜBEMİZİ, DÜŞÜNCELERİMİZİ, TAVSİYELERİMİZİ PAYLAŞIRIZ”

Davutoğlu açıklamasının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.

TBMM’deki Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’na davet edilmeyi bekleyip beklemediğine ilişkin soru üzerine Davutoğlu şu yanıtı verdi:

“Terörsüz Türkiye hem terörün bitmesi anlamında önemlidir hem de Türkiye’nin bütün enerjisini kalkınmaya, eğitime, dünyadaki etkisini arttırmaya vermesi açısından önemlidir. Bu bakımdan komisyonu destekledik. Gururla ifade ediyorum, komisyondaki en aktif milletvekilleri Yeni Yol Grubu’nun milletvekilleri ve Sayın Mustafa Bilici’ye bu konudaki çalışmaları dolayısıyla teşekkür ediyorum. Yeni Yol Grubu olarak kimlerin davet edilmesi gerektiği konusunda Meclis’e bir liste sunulmuştu.

Bunların içinde eski TBMM Başkanları, eski Cumhurbaşkanları ve Başbakanlar var. Dolayısıyla bu listenin dikkate alınıp bizlerin de çağrılmasında fayda mülahaza etmiştir. Niçin? Çünkü bu mesele iktidarın meselesi değilse, bu mesele iktidarın bir sonraki seçimle ilgili yaptığı bir manevra değilse, bu konuda zihninde, tecrübesinde, heybesinde katkı yapacak unsurlar barındıran herkesi çağırmalı. Bu bağlamda eğer TBMM bizi çağırır, komisyon bizi çağırırsa bütün tecrübemizi, bilgi birikimimizi, düşüncelerimizi, tavsiyelerimizi paylaşırız.

Dün TBMM Başkanları ve bu arada eski Başbakanlardan biri de Meclis Başkanı sıfatıyla çağrıldı. Burada hiç yakışmayan bir manevra yapıldı. Eski Başbakanlar diyerek geride kalan Başbakan’dan birini TBMM Başkanı sıfatıyla çağırıyorsunuz. Özel olarak dışlamaya dayalı bir muamele bize karşı sergileniyorsa bu utanç duyulacak bir şeydir.

Bence tecrübelerine istinaden söylüyorum, tabii katılıp katılmamaları kendi takdirleridir. Abdullah Gül’ün de yine çok kritik bir dönem eski Başbakan olarak görev yürütmüş Tansu Çiller’in de ve çağrıldığım zaman benim de bütün bildiklerimizi kamuoyuyla paylaşmamız, yaptığımız başbakanlık ve cumhurbaşkanlığı görevlerinin doğal bir sonucudur ve bir vazifedir. Bize bir davet gelirse bunu TBMM’ye ve milletimize karşı bir görev telakki eder ve elimdeki bütün imkanlarla ve edindiğim bütün tecrübeyle bu sürece katkıda bulunmak isterim.”

“ANAYASAL ZEMİNDE ÇİFT VATANDAŞLIK İLKESİ TARTIŞILAMAZ”

Davutoğlu, dün komisyonda gündeme gelen umut hakkı ve vatandaşlık tanımının değiştirilmesiyle ilgili soru üzerine şunları söyledi:

“Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı kavramı bütün Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarını kapsayacak şekilde geniş tutulmalı. Anayasal zeminde çift vatandaşlık ilkesi tartışılamaz. Bu çerçevede ‘Türk kimliği’ mi ‘Türkiyeli kimliği’ mi gibi yapılan tartışmalar maalesef konunun özünden kopuk tartışmalar. Çünkü Türkiye kimliğinin içinde Türk kimliği zaten var. Bu sürecin bu tür tamamıyla semantikle ilgili, tamamıyla dille ilgili alanlara sıkışıp kalmaması önemli. İnşallah eğer komisyon bu konuda bizi davet ederse görüşlerimizi çok daha açık bir kapsamlı şekilde dile getiririz. Ama bence bu konulara takılmamak lazım. Önemli olan şu anda Türkiye’de terörün bitirilmesi, sadece terörsüz Türkiye değil, terörsüz bölgenin gerçekleştirilmesi. Daha sonraki hususlarsa zaten toplumun kabul ettiği genel doğrular etrafında mutlaka çözüme kavuşturulur.”

Davutoğlu konuyla ilgili bir başka soruya, “Eğer bu düzenleme toplumun bir kesimi tarafından yeterli görülüyorsa dilimizin el verdiği geniş imkanlar içinde yeni bir tanımlama ortaya konur. Bunda da bir büyük bir sakınca olduğu kanaatinde değilim. Anayasamızın aslında bütünüyle yenilenmesi lazım ama o yenilenmenin içine Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi de gireceği için maalesef Cumhur İttifakı bunun dışında kalıyor” diye konuştu.

Başa dön tuşu
Haber Nopolitik