Yaşlı ve Genç Hücrelerin Biyolojik Farkları Neler?
Yaşlı ve genç hücrelerin biyolojik farkları, yaşlanmayı etkileyen faktörler ve sağlıklı uzun yaşamda D vitamini, beslenme ve kilo kontrolünün rolü.
Biyokimya Uzmanı Ayşegül Çoruhlu, sağlıklı ve uzun yaşamın temel unsurlarını değerlendirdi. Sözcü TV’de İpek Özbey’in sorularını yanıtlayan Çoruhlu, yaşlı ve genç hücrelerin biyolojik farklarının yalnızca insanın takvim yaşına bağlı olmadığını, hücre, doku ve organa göre değişebildiğini belirtti.
Hücrelerin yıpranma hızını çevresel ve yaşam tarzına bağlı etkenlerin etkileyebileceğini ifade eden Çoruhlu, sigaranın akciğerleri, yoğun güneş maruziyetinin ise cildi daha hızlı yaşlandırabildiğini söyledi. Bu tür etkenlerden uzak durmanın, doğal yaşlanma sürecinin daha yavaş ilerlemesine katkı sağlayabileceğini aktardı.
Çoruhlu’ya göre uzun yaşam açısından değiştirilemeyen unsurların başında genetik miras geliyor. Anne, anneanne ve anne tarafından gelen diğer akrabaların yaşam süreleriyle taşıdığı hastalıkların kişinin riskleri hakkında fikir verebileceğini belirten Çoruhlu, mitokondrilerin enerji üretiminde rol oynayan genetik materyalin anneden aktarıldığına dikkat çekti.
Modern yaşamın yoğun stres, sürekli uyaran ve düzensiz beslenme gibi sorunlar barındırdığını söyleyen Çoruhlu, sağlıklı yaşam için doğayla daha fazla temas kurulmasını, sade beslenmeyi ve günlük hayatın gereksiz yüklerden arındırılmasını önerdi. Ona göre kişinin yaşam koşullarını kendi biyolojik ihtiyaçlarıyla uyumlu hâle getirmesi, uzun yaşam hedefinin önemli parçalarından biri.
Çoruhlu, D vitamininin bağışıklık sistemi açısından önemine de değindi. Bağışıklık hücrelerinin anormal ya da hasarlı hücreleri fark etme ve etkisiz hâle getirme işlevlerinin yaşla birlikte zayıflayabildiğini belirten Çoruhlu, D vitamininin bu süreçte rol oynadığını ifade etti. D vitamini takviyesi ya da güneş maruziyeti konusunda ise kişisel koşulların ve uzman değerlendirmesinin dikkate alınması gerektiği unutulmamalı.
Bilimsel çalışmalarda “yaşlı hücre” kavramının, yaşı ilerlemiş bir kişiyi değil, mikroskop altında belirli biyolojik özellikler gösteren hücreleri ifade ettiğini anlatan Çoruhlu, aynı organizmada genç hücrelerin yanı sıra tümörleşme potansiyeli taşıyan, enfeksiyonlarla mücadele eden veya işlevleri zayıflamış hücrelerin bulunabileceğini söyledi. Hücresel yaşlanmanın zaman içinde gelişen karmaşık bir süreç olduğunu vurguladı.
Vücut ağırlığındaki istikrarın da sağlıklı yaşlanmayla ilişkili olabileceğini dile getiren Çoruhlu, yıllar boyunca benzer kiloda kalabilen ve doyduğunda yemek yemeyi bırakan kişilerin bu açıdan avantajlı olabileceğini belirtti. Aşırı kilo, kan şekeri dalgalanmaları ve düzensiz beslenmeden kaçınmanın genel sağlık bakımından önem taşıdığını kaydetti.
Çoruhlu ayrıca yüksek kan şekerinin zaman içinde dokulara zarar verebileceğini, bu hasarın erken aşamalarda geriye çevrilebilse de ilerleyen dönemde kalıcı hâle gelebileceğini söyledi. B1 vitamininin bir türevi olan benfotiyamin ile karnosin gibi bazı bileşenlerin bu süreçlerle ilgili araştırmalarda ele alındığını aktardı.
DNA onarımı ve hücresel gençleşme başlıklarında ise sirtuin adı verilen genler ile bunların işleyişinde rol oynadığı öne sürülen NR ve trans-resveratrol gibi moleküllerden söz edildi. Glutatyon, kalsiyum alfa-ketoglutarat ve benzeri bileşenlerin de uzun yaşam araştırmalarında gündeme geldiğini belirten Çoruhlu, bu ürünlerin kullanımının kişisel sağlık durumuna göre değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.




