MUBI Krizi Derinleşiyor: Sanatçılardan Efe Çakarel’e Yanıt Geldi

Filmmakers for Palestine, CEO Efe Çakarel’in açıklamasını “cesaret verici ama yetersiz” buldu. Kınama metninin imzacı sayısı ise 107’ye ulaştı.

MUBI

Mubi’nin Sequoia Capital’den aldığı 100 milyon dolarlık yatırım, şirketin uluslararası film camiasında ciddi bir tartışmanın odağına yerleşmesine yol açmıştı. Sequoia’nın İsrail askeri teknolojilerine yatırım yapmış olması, çok sayıda yönetmen ve sanatçıyı harekete geçirmiş; 63 imzayla başlayan açık mektup kısa sürede 100’ün üzerinde sinemacının desteğini almıştı.

Efe Çakarel 14 Ağustos’ta Variety üzerinden yaptığı açıklamada, şirketin Sequoia ile ortaklığının “Gazze’deki olaylara ortak olmak” anlamına gelmediğini savunmuş; ayrıca etik yatırım politikası, Sanatçılar Danışma Konseyi ve risk altındaki sanatçılar için bir fon oluşturacaklarını duyurmuştu. Ancak bu yanıt, Film Workers for Palestine (FWP) tarafından “eksik ve hayal kırıklığı yaratan” bir açıklama olarak değerlendirildi.

FWP yayınladığı yeni kınama metninde, Çakarel’in açıklamasını ayrıntılı şekilde eleştirdi ve taleplerini şu sözlerle bir kez daha yineledi:

8 Temmuz’da, Mubi’nin Gazze’deki Filistinlilere yönelik İsrail soykırımına büyük yatırımlar yapan bir girişim sermayesi fonundan 100 milyon dolarlık fon kabul etme kararından dehşete düşen film yapımcıları, programcılar ve sektör temsilcileriyle yapılan kapsamlı istişarelerin ardından, Filistin Film İşçileri, Mubi’ye bu finansmanı kabul ederek yol açtığı zararı kabul edip onarmaya başlaması için bir yol önerdi. Mubi’den şunları istedik:

  • Sequoia Capital’i soykırımdan kâr sağlamakla kamuoyunda kınayın.
  • Sequoia ortağı Andrew Reed’i Mubi’nin yönetim kurulundan çıkarın.
  • Gelecekteki tüm MUBI yatırımları için etik bir politika oluşturun ve programlama ile iş birliklerinde BDS/PACBI yönergelerine uyun.

Bu talepler, 30 Temmuz’da Variety’de yayımlanan açık mektupta Aki Kaurismäki, Amalia Ulman, Nadav Lapid ve Ari Folman’ın da aralarında bulunduğu 63’ten fazla MUBI bağlantılı sinemacı tarafından tekrarlandı.

Dolayısıyla film emekçileri ve izleyiciler, MUBI CEO’su Efe Çakarel’in 14 Ağustos’ta Variety’de yayımlanan yanıtını bu talepler çerçevesinde değerlendirmelidir. Onun açıklaması, şirketin kendi yarattığı bir krizi yönetme stratejisini ortaya koymaktadır. Yanıtımızda, uluslararası film topluluğunun MUBI’nin açıklamasında cesaret verici bulduğu noktaları, kafa karıştırıcı gördüğü yerleri ve hayal kırıklığı yaratan unsurları paylaşmak istiyoruz.

Cesaret verici olan şu: MUBI, yeni bir etik fonlama ve yatırım politikası için film topluluğundan geri bildirim toplayacağını duyurdu. Eğer MUBI, gelecekte soykırıma açıkça ortak olan kişi ve kurumlarla iş birliğini reddederek evrensel insan hakları ve uluslararası hukuk ilkelerine bağlı kalmayı taahhüt ederse, bu adım memnuniyetle karşılanmalıdır. Ancak bundan daha azı yalnızca bir PR çalışması olacaktır.

Kafa karıştırıcı olan, bağımsız bir ‘Sanatçılar Danışma Konseyi’ kurulacağına dair öneridir. Çünkü MUBI’nin finanse ettiği ya da dağıttığı eserlerin sahipleri olan pek çok sanatçı kendi pozisyonlarını net biçimde dile getirmiştir: MUBI, FWP’nin sorumluluk çağrısına yanıt vermeli ve üç adımı da yerine getirmelidir. Çakarel’in açıklaması ise yalnızca bu adımlardan birine yönelik bir irade göstermektedir. MUBI, kendi sanatçılarının sesini böyle kritik bir dönemde görmezden geliyorsa, Sanatçılar Danışma Konseyi’nin ne anlamı kalır?

Benzer şekilde, ‘risk altındaki sanatçılar için fon’ önerisi de kafa karıştırıcıdır. Elbette sanatçılar her yerde daha fazla desteği hak ediyor. Ancak Sequoia destekli İsrail güçleri tarafından son 22 ayda öldürülen 270’den fazla Filistinli gazeteci, medya çalışanı ve sanatçı bu fondan yararlanamayacaktır. Bu da şu noktayı gündeme getiriyor: Yanlış bir ortaklığı, birkaç sanatçıyı destekleyerek dengelemek mümkün değildir.

Hayal kırıklığı yaratan kısım ise Çakarel’in, Sequoia’yı yalnızca bir ortağa —Shawn Maguire’a— indirgemesidir. Sanki Sequoia’nın Filistin’deki soykırımda kullanılan askeri teknolojilere yatırım yapması tek bir kişinin hatasıymış gibi. Bu yaklaşım hem MUBI’nin hem de Sequoia’nın sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.

Son olarak, Çakarel’in açıklamasında ‘soykırım’ kelimesini kullanmayı reddetmesi derin bir hayal kırıklığıdır. Uluslararası Adalet Divanı, Birleşmiş Milletler ve Amnesty International gibi kurumların açıkça dile getirdiği konsensüse rağmen, Filistinlilere yönelik yapılanları yalnızca ‘insani felaket’ olarak tanımlamış, İsrail’i faal fail olarak anmamıştır. Bu eksiklikler, gelecekte Çakarel’i rahatsız edecektir, ancak şu anda açık biçimde göstermektedir ki Çakarel ve dolayısıyla MUBI, iddia ettikleri değerlerin arkasında duramamaktadır.

Biz film emekçileri olarak, bu dönemi doğru tanımlamak ve yaşanan dehşetle yüzleşmekle yükümlüyüz. Hikâye anlatıcıları olarak, geleceğin bu anı nasıl yargılayacağını biliyoruz. Yapabileceğimiz en az şey, Filistinlilere karşı yürütülen şiddete ortak olmamaktır.

Filmmakers for Palestine’ın talepleri, MUBI’nin Sequoia ile ilişkisini veya kâr akışını yanlış anlamaktan doğmamıştır; bunları gayet iyi biliyoruz. Sequoia’nın savaş suçlarıyla doğrudan bağlantılarını aklamak için fırsat sunarak MUBI kendini soykırımın yanlış tarafına koymuştur. Bu nedenle yukarıda belirtilen üç adımı bir kez daha yineliyoruz.”

Başa dön tuşu
Haber Nopolitik