Sendika Yöneticisinin Görevi Mülakat Mağduru Eğitim Emekçilerinin Hakkını Korumak mı Bakan’ın İtibarını Kurtarmak mı?

Mülakat mağduru öğretmenler “Hakkımızı istiyoruz, sadece hakkımızı” diyerek aylardır Milli Eğitim Bakanlığı önünde nöbet tutuyorlar. Eylemlerini Çalışma Bakanlığı önüne taşıyan ve orada sürdüren öğretmenlerden Sevgi Süle önceki gün yaşadığı adaletsizliği şu sözlerle dile getirmişti: “Bizi neden ötekileştiriyorsunuz? Sahte diplomalar sisteme girmiş, artık dayanamıyoruz, ne yapmamız lazım? Yakalım mı kendimizi?”

Sadece kendilerinin değil mülakat sistemiyle hakkı yenen binlerce öğretmenin mağduriyetini dile getirmek, seslerini büyütmek isteyen öğretmenler yandaş sendikayı da alana davet etmişler fakat destekle değil saldırıyla karşılaşmışlardır. Yandaş sendikanın bir yöneticisinin mülakat mağduru öğretmenlerin Yusuf Tekin’i hicveden pankartlarını zorla ve şiddet göstererek indirmeye çalıştığı, hızını alamayarak basın emekçilerine de saldırdığı görüntüler medyaya yansımıştır.

Bu utanç verici tutum münferit bir olay gibi görünse de yandaş sendikacılık anlayışının dışavurumudur. Mağdur öğretmenlere destek olmak yerine köstek olunması, öğretmenin değil Bakan Yusuf Tekin’in ve temsil ettiği iktidarın korunmak istenmesi sendika yetkilisinin ait olduğu zihniyeti yansıtmaktadır.

Eğitim Sen olarak sendika yöneticisine ve temsil ettiği sendikanın yöneticilerine soruyoruz: Sizin göreviniz Bakan’ı korumak mı yoksa eğitim emekçilerinin hakkını savunmak mı? Bu utanç verici hadise için özür dileyecek misiniz? Mülakat mağduru öğretmenlerin seslerini o kurmaca müzakere masalarında dile getirecek misiniz?

Gerçek sendikaların görevi hükümeti ve onun temsilcilerini kollamak değildir! Gerçek sendikalar adil bir kamusal yaşam için çabalar, sistemin mağdur ettiği emekçileri sonuna kadar savunur. Eğitim Sen, tüm eğitim emekçilerinin ve üyelerinin haklarını savunmaya ve adil ve eşit kamusal düzen için sonuna kadar mücadele etmeye devam edecektir.

Eğitim-Sen

Başa dön tuşu
Haber Nopolitik