Yalanlar Büyücüsü saadet zincirinin öyküsünü anlatıyor
Yalanlar Büyücüsü, Bernie Madoff’un kurduğu saadet zincirini ve ailesinin yaşananlardan habersiz oluşunu sakin bir anlatımla beyaz perdeye taşıyor.
Türkiye’de gündeme gelen fon krizi, daha önce ABD’de yaşanan büyük bir finansal dolandırıcılık olayını konu alan Yalanlar Büyücüsü filmini yeniden hatırlatıyor. 2017 yapımı film, Bernie Madoff’un kurduğu düzeni ve bu düzenin ortaya çıkmasının ardından ailesinin yaşadıklarını anlatıyor.
Barry Levinson’ın yönettiği yapımda Bernie Madoff’u Robert De Niro, eşi Ruth Madoff’u ise Michelle Pfeiffer canlandırıyor. Film, Madoff’un uzun süre ABD’nin saygın iş insanlarından biri olarak görülmesini ve Nasdaq gibi önemli bir kurumda başkanlık yapmasını aktarıyor. 2008’de ise 65 milyar dolarlık servetin gerçekte bir Ponzi düzenine dayandığı anlaşılıyor.
Ponzi, Türkiye’deki yaygın kullanımıyla saadet zinciri olarak biliniyor. Bu yöntemde sisteme önce katılan kişilere yapılan ödemeler, daha sonra katılanların yatırdığı parayla karşılanıyor. Gerçek bir üretim ya da kâr bulunmadığı halde sistemin varmış gibi gösterilmesi, yöntemi finansal dolandırıcılık haline getiriyor.
Yalanlar Büyücüsü, bu düzenin ABD’de nasıl kurulduğunu Madoff ve ailesi üzerinden ele alıyor. Filmde Madoff’un yaptıklarından ailesinin haberdar olmadığı, şirket içinde ise yalnızca bir ya da iki kişinin durumdan bilgi sahibi olduğu anlatılıyor. Aile üyeleri, güvendikleri eş ve babanın böyle bir yanlış yapabileceğini düşünmüyor.
Yapım, olayın yalnızca Madoff’un kişisel tercihlerinden ibaret olmadığını da gösteriyor. Filmde, finans sisteminin denetim mekanizmaları ve bu mekanizmaların sistemi kuranlarla ilişkisi tartışılıyor. Özgürlük ve finansal kazanç vaatlerinin, kolay yoldan zengin olma beklentisiyle birleştiğinde insanları bu tür yapılara yöneltebildiği aktarılıyor.
Bernie Madoff karakteri, yaşananların ardından belirgin bir pişmanlık göstermeyen biri olarak çiziliyor. Filmdeki “İnsanlar da çok açgözlü. Kimseyi aldatmadım” sözü, karakterin olaylara bakışını özetliyor. Bu yaklaşım, sistemin sorumluluğunu yalnızca kurucusuna değil, ona katılanlara da dağıtan bir anlayışı yansıtıyor.
Robert De Niro ve Michelle Pfeiffer’ın oyunculukları filmde öne çıkıyor. Levinson ise finansal dolandırıcılık gibi hareketli bir konuyu sakin bir anlatımla işliyor. Bu tercih, olayın sonuçlarını ve aile içindeki etkisini merkeze taşıyor.
Film, yaşananların ilk ya da son benzer olay olmadığını savunan bir çerçeve kuruyor. Sistemin değişmesi için politika üreticilerinin köklü adımlar atması gerektiği fikri de anlatının sonunda yer alıyor. Yalanlar Büyücüsü, saadet zincirlerinin nasıl işlediğini ve bu düzenlerin çevresindeki kişileri nasıl etkilediğini görmek isteyenler için bu olayı sinema üzerinden aktarıyor.




