Terörsüz Türkiye sürecinde Meclis ve saha takvimi
Terörsüz Türkiye sürecinde Meclis’in yeni dönem gündemi ve silahsızlanma adımları izlenecek. Komisyonun yapısı ve saha takvimi bekleniyor.
Terörsüz Türkiye sürecinde yeni yasama dönemiyle birlikte Meclis’in rolü ve sahadaki gelişmeler öne çıkacak. Siyasi, hukuki ve teknik adımların Meclis’in çalışmalarına başlamasıyla hız kazanması bekleniyor.
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) salı günü başlayacak yasama döneminde ilk gündemlerden biri, süreci izleyecek komisyonun kurulması olacak. Komisyonun doğrudan yaptırım uygulama yetkisi bulunmayacak. Yapının sürecin uygulanmasını takip etmesi ve bu konuda tavsiyelerde bulunması planlanıyor.
Komisyonun 17 üyeden oluşması bekleniyor. Üyeliklerin siyasi partilerin Meclis’teki temsil oranlarına göre dağıtılması öngörülüyor. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un bu hafta siyasi partilerden komisyonda görev alacak milletvekillerinin isimlerini istemesi bekleniyor.
Sürecin sonraki aşamasında belirleyici başlıklardan biri, silahsızlanmanın sahada tamamlandığının teyit edilmesi olacak. Kulislerde, silahların bırakıldığına ilişkin değerlendirmenin aralık ayında yapılması beklenen Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısında ele alınabileceği konuşuluyor. Ancak silahsızlanmanın hangi tarihte fiilen tamamlanacağı konusunda kesinleşmiş bir takvim bulunmuyor.
Bu nedenle önümüzdeki dönemde yalnızca siyasi takvim değil, sahadaki gelişmeler de sürecin yönünü belirleyecek. Meclis’te yürütülecek çalışmalar ile sahadaki uygulamanın birbirini takip etmesi bekleniyor.
Teknik hazırlıkların önemli başlıklarından birini de silahların teslim süreci oluşturuyor. Silahların hangi noktalarda teslim edileceği, teslim sırasında hangi yöntemin kullanılacağı ve teslim edilen silahların nasıl kayıt altına alınacağına ilişkin ayrıntıların ikincil mevzuatla düzenlenmesi planlanıyor.
Silah bırakan kişiler hakkında uygulanacak idari ve hukuki işlemler de bu düzenlemeler kapsamında ele alınacak. İçişleri Bakanlığı ile Milli Savunma Bakanlığı’nın konuya ilişkin teknik hazırlıkları sürdürdüğü belirtiliyor.
AK Parti, yasanın bütün hükümleriyle yürürlüğe girmesi ve ek adımların atılması konusunda MGK kararına işaret ediyor. DEM Parti ise Mart 2027’de yapılması planlanan olağanüstü kongre öncesinde yasal düzenlemelerin yürürlüğe girmesini istiyor.
DEM Parti içindeki değerlendirmelere göre kongre, partinin yeni dönemdeki siyasi yapılanmasının şekilleneceği bir toplantı olacak. Parti yöneticileri, Avrupa’da bulunan bazı örgüt yöneticileri ve üyelerinin Türkiye’ye dönerek parti çatısı altında siyasete katılmasının da gündeme gelebileceğini ifade ediyor.
Partinin önem verdiği diğer başlık ise erken seçim ihtimali. DEM Parti yöneticileri, sürecin gelecek yaza kadar sonuçlandırılamaması halinde siyasi atmosferin değişebileceğini düşünüyor. Seçim döneminin yeni iş birliklerini gündeme getirebileceği, partinin de muhalefet konumunu daha açık biçimde ortaya koymak zorunda kalabileceği belirtiliyor.
Bu değerlendirmeler nedeniyle Mart 2027’deki kongre, DEM Parti açısından yalnızca parti içi bir takvim olarak görülmüyor. Kongrenin, Terörsüz Türkiye sürecinin siyasi sonuçlarının ortaya çıkmaya başlayacağı aşamalardan biri olabileceği ifade ediliyor.
DEM Parti İmralı Heyeti de yeni yasama döneminde atılacak adımları görüşmek üzere TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ı ziyaret etti. DEM Parti’nin açıklamasına göre Kurtulmuş’la yapılan görüşmede, çerçeve yasanın ardından hazırlanması beklenen düzenlemeler ve Meclis’te kurulacak izleme yapısı ele alındı.
Yılmaz’la yaklaşık bir saat süren görüşmede ise Takip ve Değerlendirme Kurulu’nun çalışmaları değerlendirildi. Parti açıklamasında, heyetin kurulun yaptığı iki toplantı ve oluşturulan dört alt kurulun işleyişi hakkında bilgi aldığı, görüş ve önerilerini aktardığı bildirildi.
TBMM Başkanvekili ve DEM Parti İmralı Heyeti üyesi Pervin Buldan da sürecin ilerlemesi için farklı toplumsal kesimlerle görüşmeler yapılması gerektiğini söyledi. Buldan, “Geldiğimiz aşama itibarıyla toplumun tüm kesimleriyle görüşmeler gerçekleştirmesi artık kaçınılmazdır. Ekim ayıyla birlikte gazeteciler, yazarlar ve STK temsilcileriyle bu görüşmelerin başlaması ve hukuki güvencelerle sürekliliğinin sağlanması gerekiyor. Önümüzdeki günlerde bu konuda somut bir gelişmeye tanıklık edebiliriz” dedi.




