Prostat şikayetleri yaşlanmanın doğal sonucu sayılmamalı
Prostat şikayetleri yaşlanmaya bağlanmamalı. Uzmanlar, idrar sorunlarının nedenlerinin araştırılmasını ve yaşa uygun kontrollerin yapılmasını öneriyor.
Prostat şikayetleri erkeklerde yaş ilerledikçe daha sık görülüyor. Ancak idrar yapma sorunlarının yalnızca yaşlanmaya bağlı olduğu düşünülmemeli. Prostatın büyümesi, idrar akımını engelleyerek tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonlarına, mesane sorunlarına ve ileri aşamada böbrek fonksiyonlarında bozulmaya neden olabilir.
Prostat, erkeklerde idrar kesesinin altında bulunan ve idrar kanalının başlangıcını çevreleyen salgı bezidir. Yaşla birlikte büyümesi yaygın görülen prostat, her zaman kanser anlamına gelmez. İyi huylu prostat büyümesi ile prostat kanseri birbirinden farklı durumlardır. Bununla birlikte aynı kişide iki durumun birlikte bulunabileceği için şikayetlerin ve risklerin değerlendirilmesi gerekir.
Üroloji Uzmanı Doç Dr. Umut Ünal, prostat büyümesinin her hastada ameliyat gerektirmediğini belirtiyor. Tedavi kararı; şikayetlerin düzeyi, prostatın durumu, idrar akımı ile mesane ve böbreklerin etkilenip etkilenmediğine göre veriliyor. Hastanın durumuna göre takip, ilaç tedavisi veya uygun girişimsel yöntemler kullanılabiliyor.
İdrar kanalına baskı yapan prostat, mesanenin tam boşalmasını engelleyebilir. Mesanede kalan idrar tekrarlayan enfeksiyonlara ve mesane taşlarına yol açabilir. İleri vakalarda idrarın böbreklere doğru geri basınç oluşturması, böbreklerin çalışma kapasitesini etkileyebilir. Bu nedenle giderek artan yakınmaların olağan kabul edilmemesi gerekiyor.
Zayıf idrar akımı, idrara başlamakta zorlanma, kesik kesik idrar yapma ve işlem sonrasında mesanenin boşalmadığı hissi prostatla ilişkili olabilir. Sık idrara çıkma, gece birden fazla kez uyanma, ani ve güçlü idrar yapma ihtiyacı ile idrar sonrası damlama da görülebilir. Bu belirtiler yalnızca iyi huylu prostat büyümesinde ortaya çıkmaz; prostat iltihabı ve prostat kanseri de benzer şikayetlere neden olabilir.
Bel ve sırt ağrısı tek başına prostat kanserini göstermez. Bu ağrıların kas ve iskelet sistemi hastalıkları dahil farklı nedenleri olabilir. Ancak prostat kanseri kemiklere yayıldığında bel, sırt, kalça veya başka kemiklerde ağrı görülebilir. Geçmeyen, giderek artan ya da başka yakınmalarla birlikte ortaya çıkan ağrıların doktor tarafından değerlendirilmesi gerekir.
Prostat kanseri erken dönemde belirti vermeyebilir. Bu nedenle idrar yapabilmenin prostatla ilgili sorun olmadığı anlamına gelmediği belirtiliyor. Yaş, ailede prostat kanseri öyküsü ve diğer riskler değerlendirilerek üroloji uzmanına başvurulması öneriliyor.
Bu değerlendirmede PSA olarak bilinen Prostat Spesifik Antijen testi de kullanılabiliyor. PSA, prostatla ilgili incelemelerde dikkate alınan bir kan testidir. Ancak yüksek bir sonuç tek başına kanser tanısı koydurmaz. İyi huylu prostat büyümesi ve prostat iltihabı da PSA değerini yükseltebilir. Normal sonuç ise kanseri kesin olarak dışlamaz. Bu nedenle test sonucu kişinin genel durumu ile birlikte uzman tarafından değerlendirilmelidir.
İyi huylu prostat büyümesinin zamanla kansere dönüştüğü yönündeki inanış doğru değildir. İki hastalık farklıdır. Ancak bir kişide hem prostat büyümesi hem de prostat kanseri bulunabilir. Bu nedenle belirtilerin kontrol edilmesi önem taşır.
İdrar yapmada belirgin güçlük, idrar yapamama, idrarda kan, açıklanamayan kilo kaybı veya geçmeyen kemik ve bel ağrısı görüldüğünde doktora başvurulmalıdır. Prostat şikayetleri ortaya çıktıktan sonra beklemek yerine yaşa ve risk durumuna uygun ürolojik kontrollerin yapılması öneriliyor.
Prostat kanseri ameliyatlarında farklı yöntemler kullanılabiliyor. Robotik cerrahi, cerrahın yüksek çözünürlüklü üç boyutlu görüntü altında çalışmasına imkan veren yöntemlerden biri olarak anlatılıyor. Halk arasında robot ameliyatı denilse de işlemi robot değil, uzman cerrah gerçekleştiriyor.
Robot yardımlı yöntemde daha küçük kesiler, daha az kanama, daha düşük ağrı ve daha kısa hastanede kalış süresi hedeflenebiliyor. Hastaların günlük yaşama dönüşü de bu yöntemle daha hızlı olabiliyor. Ayrıca idrar tutma ve cinsel işlevleri korumaya yönelik sinir koruyucu tekniklerin uygulanmasına katkı sağlayabildiği belirtiliyor.




