Kahve tüketiminde saat, miktar ve hazırlama biçimi
Kahve tüketimi için miktar kadar saat ve hazırlama biçimi de önem taşıyor. Uzmanlar, kafeinin 15.00-16.00 gibi bırakılmasını öneriyor.
Kahve tüketimi, alınan kafein miktarının yanı sıra içeceğin hazırlanma biçimi ve günün hangi saatinde içildiğiyle de yakından ilişkili. Kardiyoloji ve iç hastalıkları uzmanları, özellikle kalp hastalığı, ritim bozukluğu, hipertansiyon ve demir eksikliği bulunan kişilerin kafein alımına dikkat etmesi gerektiğini belirtiyor.
Gereğinden fazla kafein; çarpıntı, uyku bozukluğu ve tansiyon yükselmesine neden olabiliyor. Kahveye eklenen şeker, krema ve tatlandırıcılar ise kan şekeri ile kolesterolü artırabiliyor. Uzmanlar, bu nedenle şekerli ve kremalı kahvelerin sınırlandırılmasını öneriyor.
Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Kliniği İdari ve Eğitim Sorumlusu Prof. Dr. Cihangir Uyan, kafeinin ölçülü tüketildiğinde sağlık açısından sorun oluşturmayabileceğini söyledi. Uyan, filtre kahve dışındaki bazı kahve türlerinin kolesterolü yükseltebildiğini, şeker ve krema içeren ürünlerin de kan şekeri üzerinde etkili olabildiğini aktardı.
Uyan, kolesterol ve kan şekerinin kalp-damar hastalıkları açısından risk oluşturduğunu belirterek fazla kafeinin çarpıntıyı tetikleyebileceğini ifade etti. Filtresiz kahvelerin kolesterolü, katkı maddesi ve şeker içeren kahvelerin ise kan şekerini artırabileceğini söyleyen Uyan, bu durumun damarlardaki kireçlenme ve plak oluşumunu hızlandırabileceğini kaydetti. Sürecin damar darlığının ilerlemesi, göğüs ağrısı ve kalp krizi gibi sorunlara yol açabileceğini dile getirdi.
Uyan, günlük kafein sınırının 400 miligram olduğunu belirtti. Bu miktarın yaklaşık dört Türk kahvesi fincanına karşılık geldiğini söyleyen Uyan, yüksek tüketimin çarpıntı ve uykusuzluk gibi etkiler doğurabileceğini aktardı.
“Hastalarımıza günlük bir fincan kahve içmelerini öneriyoruz. Filtrenin özellikle yağ ve kolesterol içerici, kafein kısmını tutucu etkisi bulunduğu için filtre kahve tercih edilmeli.”
Uyan, kahve ve çay gibi içeceklerin kansızlığı ya da demir eksikliği bulunan kişilerde dikkatle tüketilmesi gerektiğini söyledi. Bu içeceklerin sindirim sistemindeki demir emilimini azaltabildiğini belirten Uyan, hamilelik döneminde ve çocuklarda da kafein alımına özen gösterilmesini istedi. Çocukların kafeine alıştırılmaması gerektiğini vurguladı.
Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi İç Hastalıkları Kliniği’nde Uzm. Dr. Servet Emir, kafeinin yorgunluğu gidermekten çok yorgunluk hissini baskıladığını belirtti. Kafeinin yarı ömrünün yaklaşık 4-6 saat olduğunu aktaran Emir, bu nedenle vücutta uzun süre kalabildiğini söyledi.
“Dolayısıyla kafein alımını saat 15.00-16.00 gibi kesmek gerekiyor ki akşam uyku düzenimizi bozmasın, uyku kalitemizi azaltmasın.”
Emir, kaliteli uykunun vücudun yenilenmesi ve toparlanması için gerekli olduğunu belirtti. Çayda bulunan teofilinin ve kafeinin demir emilimini azaltabildiğini ifade eden Emir, demir eksikliği bulunanların tüketim saatine dikkat etmesi gerektiğini kaydetti. Kalp hastalığı, ritim bozukluğu ve hipertansiyonu olan kişilerin de yüksek kafein içeren ürünleri sınırlaması gerektiğini söyledi.
Yüksek miktarda kafeinin damar kasılmasına bağlı çarpıntı ve tansiyon yükselmesine yol açabileceğini aktaran Emir, çekirdek kahveden hazırlanan günlük 2-3 fincan Türk kahvesi veya espressonun karaciğer yağlanması ve fibrozisten koruyucu etkisi bulunduğunu ifade etti. Granül kahveler yerine öğütülmüş kahvelerin tercih edilmesini önerdi.
Emir, fazla kahvenin uykusuzluğa bağlı gündüz uykululuğu ve dikkat eksikliği oluşturabileceğini belirtti. Çay ve kahve tüketilirken yeterli su içilmemesinin susuzluğa neden olabileceğini de söyledi. Emir’e göre sağlıklı koşullarda üretilmiş çekirdek kahveden hazırlanan şekersiz ve kremasız günlük 1-2 fincan kahve ölçülü tüketim kapsamında değerlendirilebilir.









