İlişkilerde tartışmamak ne anlatır? Asıl ölçüt iletişim

İlişkilerde tartışmamak her zaman huzur anlamına gelmez. Belirleyici olan, çiftlerin farklılıkları nasıl konuştuğu ve gerilimden sonra nasıl yakınlaştığıdır.

İlişkilerde tartışmamak dışarıdan bakıldığında uyum göstergesi gibi görülebilir. Ancak iki kişinin her konuda aynı düşünmesi beklenmez. İhtiyaçlar, beklentiler, alışkanlıklar ve bakış açıları farklı olduğunda anlaşmazlık yaşanması olağandır. Bir ilişkinin durumunu anlamak için yalnızca tartışmaların olup olmadığına değil, bu anlarda kurulan iletişime bakmak gerekir.

Çift ilişkileri üzerine yapılan araştırmalar da çatışmanın varlığından çok, çatışma sırasında kullanılan iletişim biçimine ve sonrasında yeniden yakınlaşabilme becerisine odaklanıyor. Bazı sorunlar, özellikle kişilik farklılıklarından kaynaklanıyorsa, tamamen ortadan kalkmayabiliyor. Aynı konu farklı zamanlarda yeniden gündeme gelebiliyor.

Bu nedenle sağlıklı ilişkiyi hiç sorun yaşanmayan ilişki olarak tanımlamak yerine, farklılıkların nasıl ele alındığı üzerinden değerlendirmek daha doğru olabilir.

İlişki içinde para kullanımı, ev işlerinin paylaşımı, sosyal çevre veya kişisel alan gibi konularda beklentiler birbirinden ayrılabilir. Yakınlık arttıkça kırgınlıklar ve hassasiyetler de daha görünür hale gelebilir. Bu durum, küçük görünen bir fikir ayrılığının taraflardan biri için daha büyük bir anlam taşımasına yol açabilir.

Tartışma tek başına ilişkinin sağlıksız olduğunu göstermez. Ancak konuşmaların hakaret, küçümseme, tehdit, korkutma ya da kontrol etme davranışlarına dönüşmesi farklı bir duruma işaret eder. Çatışma sırasında düşmanca iletişimin artması, daha düşük ilişki doyumuyla bağlantılı görülürken karşılıklı anlayış ve olumlu iletişim daha yapıcı bir ilişkiyle ilişkilendiriliyor.

Bu açıdan amaç, hiçbir anlaşmazlığın yaşanmaması değil, çiftlerin birbirlerini karşı taraf olarak görmeden aynı soruna odaklanabilmesidir.

Her çift sorunlarını aynı biçimde konuşmaz. Bazıları düşüncelerini doğrudan paylaşırken bazıları daha sakin bir konuşmayla ortak bir noktaya ulaşabilir. Bu yüzden tartışmaların sıklığına bakarak ilişkinin iyi ya da kötü olduğu sonucuna varılamaz.

Yine de ilişkilerde tartışmamak, sorunlardan kaçınmanın sonucuysa dikkat edilmesi gereken bir durum ortaya çıkabilir. Partneri üzme korkusu, ilişkinin zarar görmesinden endişe etme, karşı tarafın öfkesinden çekinme veya sorunların değişmeyeceğini düşünme, kişiyi rahatsızlıklarını sürekli ertelemeye itebilir.

Kendi ihtiyaçlarını dile getirmemek, kırıldığı konuları içine atmak ya da yalnızca tartışma çıkmasın diye her durumda geri adım atmak, sağlıklı uzlaşmayla aynı şey değildir. Sessizliğin huzur anlamına gelmediği durumlar olabilir.

Sağlıklı bir anlaşmazlıkta tarafların amacı birbirini değiştirmek ya da haklılığını kanıtlamak yerine, yaşanan sorunun altında bulunan ihtiyaçları anlamaya çalışmaktır. Bunun için sorun kişiliğe yöneltilmemeli, belirli bir davranışın yarattığı etki anlatılmalıdır. “Sen zaten böylesin” gibi ifadeler yerine kişinin ne hissettiğini açıklaması iletişimi kolaylaştırabilir.

Karşı tarafı dinlemek de yalnızca cevap vermek için beklemek anlamına gelmez. Ne anlatmaya çalıştığını anlamaya çalışmak, anlaşmazlık sırasında karşılıklı anlayışın korunmasına yardımcı olabilir. Hakaret ve küçümsemeden kaçınmak, öfke yükseldiğinde konuşmaya ara vermek ve daha sakin bir zamanda devam etmek de bu sürecin parçalarıdır.

Her sorunun tek görüşmede çözülmesi gerekmeyebilir. Ancak konuşmanın amacı karşı tarafı cezalandırmak değil, sorunla ilgili bir yol bulmaya çalışmak olmalıdır. Tartışmanın ardından özür dilemek, yanlış anlaşılan noktayı yeniden açıklamak veya iletişimi sürdürmeyi önermek ilişkiyi onarmaya yönelik adımlar arasında yer alabilir.

İlişki araştırmalarında bu tür adımlar “onarım girişimi” olarak adlandırılıyor. Onarım girişimi, gerilimi azaltmak ya da konuşmayı yeniden daha olumlu bir yöne taşımak için söylenen bir söz veya yapılan bir davranış olabilir. Bu girişimlerin kabul edilmesi, çiftlerin çatışma sonrasında yeniden bağ kurmasına yardımcı olabilir.

Tartışmaların az olması, çiftlerin mutlaka daha mutlu olduğunu göstermez. Aynı şekilde sık anlaşmazlık yaşanması da tek başına ilişkinin kötü olduğu anlamına gelmez. İki çift aynı sayıda sorun yaşayabilir; fakat biri bunları konuşarak ele alırken diğeri konuları sürekli erteleyebilir. Belirleyici olan, farklılıkların ilişki içinde nasıl yaşandığıdır.

Çatışmadan sonra yeniden iletişim kurabilmek bu nedenle önem taşır. “Seni kırmak istemedim” demek, konuşmayı daha sakin sürdürmeyi önermek veya karşı tarafın duygusunu anladığını belirtmek küçük ama anlamlı onarım adımları olabilir.

Çiftlerin yaşadığı sorunların bir bölümünün tamamen çözülemeyen ve farklılıkların sürmesinden kaynaklanan sorunlar olduğu belirtiliyor. Bu nedenle ilişkinin ölçüsü, bütün anlaşmazlıkları ortadan kaldırmak olmayabilir. Farklı düşündüğünüzde birbirinizi dinleyebiliyor, rahatsızlığınızı ifade edebiliyor ve gerilimin ardından yeniden iletişim kurabiliyorsanız, ilişkinizde yapıcı bir iletişim zemini bulunabilir.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu