Fransa cumhurbaşkanlığı seçiminde krizler üst üste geldi
Fransa cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde okul protestoları, Jordan Bardella hakkındaki suçlamalar ve bütçe krizi siyaseti gerdi. Taraflar yeni adımlar atacak.
Fransa’da cumhurbaşkanlığı seçimi öncesindeki kampanya, son günlerde art arda yaşanan krizlerin etkisiyle sertleşti. Okullar çevresindeki şiddet olayları, aşırı sağdaki Jordan Bardella hakkındaki antisemitizm suçlamaları ve ülkenin borç durumu siyasetin ana gündemini oluşturdu.
Liselerin çevresinde düzenlenen protestolarda şiddet olayları yaşanırken hükümetin tepkisi de eleştirildi. Hükümet perşembe günü kriz toplantısı yaptı, cuma günü ise gençlerin temsilcileriyle görüştü. Merkezdeki bir danışman, Başbakan Sébastien Lecornu’nun krizlerin gerisinden geldiğini ve sürekli tepki verdiğini söyledi.
Odoxa’nın bu hafta yayımladığı ankete göre Fransızlar, hükümetin öğrenci protestolarını yönetme biçimini onaylamadı. Ankette, Jean-Luc Mélenchon ve onun aşırı sol partisi Boyun Eğmeyen Fransa’nın gösterilere katılımına yönelik destek de düşük çıktı.
Mélenchon’un müttefikleri, gösterilere çocuklara destek olmak ve onları polisle karşı karşıya gelmekten korumak için katıldıklarını belirtti. Hükümet ile Boyun Eğmeyen Fransa’nın siyasi rakipleri ise bu katılımın şiddeti artırdığını savundu. Bu suçlama parti tarafından reddedildi. Sosyalist Parti’den bir danışman, iki siyasi uç arasında protestoların nasıl anlatılacağı konusunda mücadele yaşandığını ifade etti.
Marine Le Pen, gösterilerdeki şiddetin kışkırtıcılar tarafından çıkarıldığını söyledi. Le Pen ayrıca Boyun Eğmeyen Fransa’yı, “kaos ve ayaklanma unsurlarına yardım eli uzatmakla” suçladı. Le Pen’in partisi Ulusal Birlik, olayları kamu düzeni ve güvenlik konusundaki yaklaşımını öne çıkarmak için kullanıyor.
Ulusal Birlik milletvekili Laurent Jacobelli, “Kamu düzenini koruyamayan bir hükümet ve ateşi körükleyen bir sol var” dedi. Jacobelli, güvenlik konusunda “meşru olan tek tarafın” kendi partileri olduğunu savundu.
Ancak protestolar, Ulusal Birlik Genel Başkanı Jordan Bardella hakkında yayımlanan iddiaların da önüne geçti. Mediapart, Bardella’nın 17 yaşındayken Facebook Messenger üzerinden antisemitik mesajlar gönderdiğini öne sürdü. Bardella iddiaları kesin bir dille reddetti ve Mediapart’a dava açacağını açıkladı. Site perşembe günü, ekran görüntüleri ve Meta’dan doğrudan indirilen görüşme verileriyle iddiaları nasıl doğruladığını anlatan yeni bir haber yayımladı.
Bardella’nın, Le Pen’in iktidara gelmesi halinde başbakan olması bekleniyordu. Ulusal Birlik içinden bir seçilmiş isim, Bardella’nın görevden alınıp alınmayacağına Le Pen’in karar vereceğini söyledi ve bunun kanıtların ciddiyetine bağlı olduğunu belirtti. Partinin rakipleri ise Bardella’nın olası istifasının Le Pen’in kampanyasına kalıcı zarar vermesini umuyor.
Ekonomik başlıklar da kampanyadaki baskıyı artırdı. Sébastien Lecornu’nun azınlık hükümeti, piyasaları rahatlatmak amacıyla 2027 bütçesini sundu. Bütçede 43 milyar avroluk tasarruf öngörüldü. Hükümetin parlamentoda çoğunluğu bulunmadığı için harcama kesintileri konusunda milletvekillerini ikna etmesi zor görünüyor.
Fransa’nın borçlanma maliyetleri 2008’den bu yana en yüksek seviyeye çıktı. Fransa’nın 10 yıllık tahvilleri ile Almanya’nın tahvilleri arasındaki fark da cuma günü 150 baz puanın üzerine yükseldi. Bu fark, yatırımcıların Fransız borcunu Almanya’nın daha istikrarlı kabul edilen borcuna kıyasla ne ölçüde tercih ettiğini gösteren göstergelerden biri olarak kullanılıyor.
Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un partisi Rönesans’tan bir milletvekili, merkez siyasetin cumhurbaşkanı adayları Edouard Philippe ve Gabriel Attal’ın bu gelişmelerin etkisinden uzak kalamayacağını söyledi. Milletvekili, bütçe görüşmelerine ayrılan her dakikanın ülkenin sorunları çözemediğini gösterdiğini ifade etti.
Mélenchon ise parti yöneticilerinden gelecek salı yapılması planlanan yeni protestolara katılmalarını ve öğrencileri polis şiddeti iddialarına karşı korumalarını istedi. Bu tutum onu kampanyanın merkezine taşıyabilir; ancak protestolara dahil olduğu izlenimi tepki de çekebilir. Avrupa Parlamentosu üyesi Sandro Gozi, Bardella hakkındaki suçlamalarla Boyun Eğmeyen Fransa’nın gösterilere yaklaşımının iki siyasi tarafın normalleşme çabasını zorlaştırdığını söyledi.




