Fon krizi için kamu görevlileri hakkında suç duyurusu

İYİ Parti, fon krizi sürecinde ihmali bulunduğunu belirttiği kamu görevlileri hakkında suç duyurusunda bulundu. Parti, soruşturmanın genişletilmesini istedi.

İYİ Parti Başkanlık Divanı üyeleri ve milletvekillerinden oluşan heyet, sermaye piyasalarında yaşanan ve kamuoyunda fon krizi olarak anılan süreçle ilgili Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) binası önünde açıklama yaptı.

Heyet adına konuşan İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Hakan Şeref Olgun, süreçte ihmali veya kusuru bulunan tüm kamu görevlileri hakkında yetkili Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunduklarını söyledi. Olgun, soruşturmanın yalnızca fon yöneticileriyle sınırlı kalmaması gerektiğini belirtti.

Olgun’un aktardığına göre SPK, 17 Eylül 2026’da yedi portföy yönetim şirketine ait fonların Türkiye Elektronik Fon Alım Satım Platformu’nda (TEFAS) alım satımını durdurdu ve 131 fonun tasfiyesine karar verdi. Kurulun açıkladığı verileri paylaşan Olgun, bu kararın 455 bin 758 kişinin birikimini belirsizliğe sürüklediğini, tasfiye kapsamındaki fonların büyüklüğünün ise 800 milyar lirayı aştığını ifade etti.

Olgun, fonlarda emeklilerin, ailelerin, esnafın, işçilerin ve memurların birikimlerinin bulunduğunu söyledi. Bu fonların devlet izniyle kurulduğunu, denetime tabi tutulduğunu ve devletin elektronik platformunda satışa sunulduğunu belirterek, yatırımcılara tüm riskin yüklenemeyeceğini savundu.

İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı, tehlikenin daha önce bilindiğini ileri sürdü. Olgun, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile dönemin SPK Başkanı’nın Kasım 2025’te bazı fonlarda manipülasyon yapıldığını kamuoyu önünde açıkladığını, Finansal İstikrar Komitesi’nin de Aralık 2025’te konuyu gündemine aldığını söyledi. SPK bünyesinde bir çalışma grubu kurulduğunu belirten Olgun, kapsamlı düzenlemenin ancak 28 Ağustos 2026’da geldiğini ifade etti.

Olgun, geçen sürede tasfiye kapsamındaki fonların büyüklüğünün 297 milyar liradan 822 milyar liraya yükseldiğini ve bunun 2,76 katlık artış anlamına geldiğini belirtti. Bu nedenle kamu kurumlarının uyarılara rağmen zamanında önlem almadığını öne sürdü. Olgun, “Yangını gören ama itfaiyeyi on ay sonra çağıran bir yönetimin bugün ‘gerekli adımlar atıldı’ demesi, kamu vicdanında hiçbir karşılık bulmamaktadır” dedi.

Olgun, kamuoyuna yansıyan bilgilerin sorunun birkaç fon yöneticisinin kişisel eylemleriyle açıklanamayacağını savundu. İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı; işlem hacmi düşük hisselerde yoğunlaşan pozisyonlar, şirketlerin mali göstergeleriyle açıklanamadığını söylediği fiyat hareketleri ve yeni yatırımcıların yeni alımları beslediği bir döngü bulunduğunu ileri sürdü.

Krizin merkezindeki şirketlerden birinin yönetim kurulu başkanlığına, 2020’den bu yana neredeyse her yıl piyasa bozucu eylemler nedeniyle idari yaptırıma maruz kaldığını söylediği bir kişinin getirildiğini belirten Olgun, izin ve uygunluk denetimlerinin nasıl yürütüldüğünün araştırılması gerektiğini ifade etti. Yurt dışındaki hesaplara milyonlarca avro ve dolar transfer edildiğine ilişkin bilgilerin de incelenmesini istedi.

Olgun, soruşturmanın temmuz ayında başladığını, şüphelilere eylül başında yurt dışına çıkış yasağı getirildiğini söyledi. Buna rağmen krizin merkezindeki isimlerden birinin ülkeyi terk edebildiğini ileri süren Olgun, bu durumun araştırılması gerektiğini belirtti.

Yatırımcıların fonlarının durumunu sosyal medyadaki doğrulanmamış bilgilerden öğrenmeye çalıştığını ifade eden Olgun, SPK açıklamalarının bilgi ihtiyacını karşılamadığını savundu. Yatırımcılar için fon bazında varlık dökümü, tasfiye takvimi ve hak arama yollarına ilişkin düzenli bilgi paylaşılması gerektiğini söyledi.

Anayasa’nın 167’nci maddesinin devlete para, kredi ve sermaye piyasalarının düzenli işlemesi için önlem alma görevi verdiğini hatırlatan Olgun, bunun bir tercih değil anayasal yükümlülük olduğunu belirtti. Anayasa’nın 35’inci maddesiyle güvence altına alınan mülkiyet hakkı ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne Ek 1 No’lu Protokol’ün 1’inci maddesine de atıf yapan Olgun, devletin kişilerin mülkiyetini üçüncü kişilerin haksız eylemlerine karşı koruyacak düzenleme ve denetim mekanizmaları kurması gerektiğini söyledi.

Olgun, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun SPK’ya sermaye piyasalarının güvenilir, şeffaf, istikrarlı ve adil biçimde işlemesini sağlama ve yatırımcıların haklarını koruma görevi verdiğini belirtti. Aynı kanunda piyasa dolandırıcılığının suç olarak düzenlendiğini aktaran Olgun, mevcut yetki ve araçlara rağmen zamanında müdahale edilmediğini öne sürdü.

İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı, dosyanın birkaç fon yöneticisinin gözaltına alınması veya tutuklanmasıyla kapanamayacağını söyledi. Olgun, izin süreçlerinde görev alanların, uygunluk denetimi yapanların, uyarıları bekletenlerin ve varsa yapılara siyasi destek sağlayanların da soruşturma kapsamında değerlendirilmesini istedi.

İYİ Parti’nin suç duyurusunda, ihmali veya kusuru bulunan kamu görevlileri için Türk Ceza Kanunu’nun 257’nci maddesinde yer alan görevi kötüye kullanma suçunun yanı sıra piyasa dolandırıcılığı, bilgi suistimali, suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve kara para aklama iddialarının araştırılması talep edildi. Başvuruda ayrıca fon varlıklarının yatırımcıların aleyhine kullanılıp kullanılmadığının, şirket ortakları, yöneticiler ve bağlantılı kişilerin cezai sorumluluğunun incelenmesi istendi.

Olgun, 6362 sayılı Kanun’un 115’inci maddesi uyarınca piyasa dolandırıcılığı ve bilgi suistimali suçlarında SPK’nın yazılı başvurusunun gerektiğini belirterek Kurul’u bu yetkisini kullanmaya çağırdı. İYİ Parti’nin yargı sürecini takip edeceğini ifade etti.

Konuşmasının devamında siyasi ve idari sorumluluk taşıyan kişilerin görevlerini sürdürmemesi gerektiğini savunan Olgun, görevden ayrılmanın sorumluluğu ortadan kaldırmayacağını söyledi. 1982’de Banker Kastelli’nin iflası sonrasında Turgut Özal ile Kaya Erdem’in istifa ettiğini hatırlatan Olgun, bugün ise fon krizi nedeniyle henüz istifa, özür veya sorumluluk beyanı gelmediğini ileri sürdü.

Olgun, makamların ayrıcalık değil emanet olduğunu belirtti. Fon krizi nedeniyle mağdur olanların haklarının korunması gerektiğini söyleyen Olgun, dosyanın siyasi, bürokratik ve cezai boyutlarıyla aydınlatılması için Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde, yargı önünde ve kamuoyu nezdinde mücadele edeceklerini ifade etti.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu