El Hakîm: Her İşinde Hikmet Bulunan Yüce İsim

El Hakîm ne demektir, Kur’an-ı Kerim’de kaç kez geçer? Bu yüce ismin anlamını, hikmet kavramını ve insandaki tecellisini keşfedin.

El Hakîm, Allah Teâlâ’nın bütün söz ve fiillerinde en üstün düzeyde ilim, adalet ve hikmet bulunduğunu ifade eden isimdir. Hakîm kelimesinin kökünde tutmak ve engellemek anlamları yer alır. Zulmü engelleyerek adaleti sağlayan kişiye hâkim, tarafgirliğin önüne geçip hakkaniyeti gözetene ise hakem denir. “Kendine hâkim olmak” sözü de kişinin kendisini yanlışlardan ve nefsani arzularından uzak tutmasını anlatır.

Bu çerçevede hikmet sahibi kimse, düşüncelerinde isabetli, davranışlarında ölçülü ve hatadan sakınan kişidir. Allah’ın Hakîm oluşu ise O’nun hiçbir söz ve fiilinin anlamsız, ölçüsüz veya amaçsız olmaması demektir. Yaratılıştaki düzen ve uyum da bu ilahi hikmetin bir tecellisidir. Her varlık, kendine özgü görevini ve amacını gerçekleştirecek kusursuz bir düzen içinde yaratılmıştır. Mâide suresinde de hüküm verme konusunda Allah’tan daha güzel hüküm veren bulunmadığı bildirilir.

Hikmetin anlamı ve Kur’an’daki kullanımı

Hikmet, doğruyu yanlıştan ayırabilme ve her şeyi layık olduğu yere koyabilme yeteneğidir. Allah’ın hiçbir işi hikmetsiz değildir; O’nun her fiilinde anlam, ölçü ve yerindelik vardır. Bununla birlikte insanın sınırlı kavrayışı, olayların ardındaki hikmeti her zaman fark etmeye yetmez. Bu nedenle insanlık, varoluşun anlamını kavrayabilmek için vahyin rehberliğine ihtiyaç duyar.

Hikmetin karşıtı sefehtir. Sefeh; anlamsızlık, ölçüsüzlük, isabetsizlik ve amaçtan uzak hareket etmek anlamlarına gelir. Hikmet verilen kişiye büyük bir hayır bahşedildiğini bildiren Bakara suresindeki ayet de bu kavramın önemine işaret eder. Hikmet, yalnızca bilgi sahibi olmakla değil, doğruyu kavrayıp gereğine uygun davranmakla ortaya çıkar.

El Hakîm ifadesi Kur’an-ı Kerim’de doksan yedi yerde geçer. Bu kullanımların beşinde kelime Kur’an’a nispet edilir ve böylece Hakîm, hem Allah’ın adı hem de ilahi kelamın niteliği olarak karşımıza çıkar. Kur’an’ın Hakîm olarak nitelendirilmesi, onun baştan sona hikmet taşıdığını ve içinde anlamsız hiçbir söz bulunmadığını gösterir.

Hakîm ismi, Allah’ın adı olarak geçtiği ayetlerde tek başına kullanılmaz; çoğunlukla Alîm, Azîz, Habîr, Vâsî, Alî, Hamîd ve Tevvâb gibi isimlerle birlikte zikredilir. Özellikle Alîm ismiyle beraber kullanıldığında, Allah’ın sınırsız bilgisi sayesinde insan için yararlı ve zararlı olanı bildiğine ve koyduğu emirlerle yasakların hikmete dayandığına dikkat çekilir. Azîz ve Hakîm isimlerinin birlikte yer aldığı ayetlerde ise Allah’ın kudretinin hikmetsiz kullanılmayacağı vurgulanır.

El Hakîm isminin tecellisi

Hikmet, aynı zamanda hayatın ve olayların ardındaki anlamı kavrayabilmektir. El Hakîm isminin tecellisine mazhar olan kişi, hayatın yalnızca dünya hayatından ibaret olmadığını bilir ve karşılaştığı olayları daha geniş bir bütün içinde değerlendirmeye çalışır. Bu anlayış, insanın kendi denetimi dışındaki gelişmeler karşısında daha sabırlı, dirençli ve umutlu olmasına yardımcı olur.

Hikmet sahibi insanlar, olayların ve değerlerin hayat içindeki yerini doğru biçimde belirler. Önemsiz konuları büyütmez, önemli sorumlulukları ihmal etmezler. Ömür, bilgi, mal ve sağlık gibi kendilerine verilen imkânları dengeli ve yerinde kullanmaya gayret ederler. Bununla birlikte “Yaptığı her işte ve söylediği her sözde mutlaka bir hikmet vardır” ifadesi yalnızca Allah için kullanılabilir. Çünkü insanın bilgisi ve varlığın bütününü kavrama gücü sınırlıdır; dolayısıyla insanın hikmeti de bu sınırlar içindedir.

El Hakîm’in tecellisini arayan kişi için yalnızca bilgi edinmek yeterli değildir. İslam âlimleri, davranışa dönüşmeyen ve gereği yaşanmayan bilginin hikmete ulaşamayacağını belirtmiştir. Hikmetin bilgiden ayrıldığı nokta da budur: Hikmet, bilmekle birlikte bildiğini doğru biçimde hayata geçirmeyi gerektirir.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu