El Hafîz neyi korur, insan için ne ifade eder?
El Hafîz, Allah’ın her varlığı gözetip korumasını ifade eder. Bu isim, insanın davranışlarını ve emanetlerini koruma sorumluluğuna da işaret eder.
El Hafîz, koruma ve gözetme anlamındaki hıfz kökünden gelir. Bu isim, Allah’ın evrendeki hiçbir varlığı gözetiminin dışında bırakmamasını ve varlık düzenini korumasını ifade eder. Kur’an’da Bakara suresinin 255’inci, Enbiyâ suresinin 32’nci ve Kâf suresinin 4’üncü ayetlerinde bu anlama işaret edilir.
Varlıklar arasındaki düzen, birbirinden farklı unsurların birlikte yaşamını sürdürmesini sağlar. Bu düzen bozulduğunda canlılar ve çevre üzerindeki denge de zarar görür. Rûm suresinin 41’inci ayetinde, insanların yaptıkları nedeniyle karada ve denizde bozulmanın ortaya çıktığı bildirilir.
Canlıların yaşamlarını sürdürebilmesi için gerekli içgüdü ve reflekslere sahip olması da El Hafîz ismiyle ilişkilendirilir. İnsan, bedensel varlığının yanı sıra kalbini şüphe ve vesveseden, aklını yanılgıdan, hayatını da bozulmadan korumaya ihtiyaç duyar. Ailesinin, vatanının, devletinin ve malının güvenliği için gösterdiği çaba da bu kapsamda değerlendirilir. Yûsuf suresinin 64’üncü ayetinde Allah’ın en iyi koruyucu olduğu belirtilir.
Allah’ın korumadığı bir şeyi başka kimsenin koruyamayacağı, O’nun koruduğuna ise kimsenin zarar veremeyeceği ifade edilir. Yûnus suresinin 107’nci ayeti bu anlayışa dayanak gösterilir. İnsan, karşılaşabileceği tehlikeleri önceden düşünebildiği için güvenlik ihtiyacını yoğun biçimde hisseder. Bu nedenle korunma arayışında yalnızca maddi imkânlara değil, Allah’ın himayesine de yönelmesi gerektiği aktarılır.
“İç dünyamıza yerleştirdiği vicdan ve yegâne sağlam bilgi kaynağımız olan vahiyle bizi her türlü sapmadan koruyan da Allah’tır.”
Vahiy, insana doğruyla yanlışı ayırt etmesinde rehberlik eder ve nefsin baskısı karşısında yol gösterir. Ancak kişi bu yardımı kabul etmeyip kendi başına hareket etmeyi seçerse, günahlardan zorla uzak tutulması söz konusu değildir. Nisâ suresinin 80’inci ve Şûrâ suresinin 48’inci ayetleri bu konuya ilişkin olarak anılır. Allah’a yönelen ve doğru çizgide kalmaya çalışan kişilerin ise El Hafîz isminin anlamıyla bağ kuran bir hayat sürdürdüğü belirtilir.
İnsanlığın bilgi ve tecrübesinin korunarak sonraki kuşaklara aktarılması da bu isimle ilişkilendirilir. Fahreddin Razi, El Hafîz’in insanı manevi tehlikelerden korumasına dikkat çeker. Ona göre basit şüpheler, bazı bilim ve düşünce insanlarının hakikatten uzaklaşmasına yol açmıştır. Bu nedenle iyilik, güzellik ve doğruluk adına biriken mirasın korunması; doğru anlamayı, savunmayı ve sonraki nesillere aktarmayı gerektirir.
El Hafîz ismi yalnızca koruma anlamı taşımaz. Aynı zamanda hiçbir şeyin gözden kaçmaması, küçük ya da büyük her davranışın bilinmesi ve kayda geçirilmesi anlamlarını da içerir. Bu yönüyle yeniden dirilme ve hesap günüyle bağlantılıdır. İnsan, niyetleri de dahil olmak üzere yaptıklarının muhafaza edildiğini düşündüğünde davranışlarına daha fazla dikkat eder ve kendisini denetlemeye çalışır.
İbn Arabî’ye göre insan hem kendi davranışlarını gözetmek hem de kendisine emanet edilenleri korumak için El Hafîz isminin anlamına ihtiyaç duyar. Bu anlayışı benimseyen kişi, hayatını, beden ve akıl sağlığını, inancını, ailesini ve malını korumaya çalışır. Bununla birlikte yalnızca kendisine ait olanları değil, sorumluluğuna bırakılan insanların haklarını ve itibarını da gözetir.
İnsanın kendi varlığını koruma isteği, başkalarına zarar vermesine yol açmamalıdır. El Hafîz ismiyle ilişkilendirilen ahlak anlayışı, herkesin hakkını kendi hakkı kadar değerli görmeyi gerektirir. Yapılan iyilik ve kötülüklerin karşılıksız kalmayacağına inanan kişi, iyiliklerini artırmaya ve yanlışlardan uzak durmaya yönelir. Hac suresinin 41’inci ayeti bu çerçevede anılır.
Kur’an’da korunması gereken davranış ve değerlerle ilgili farklı uyarılar da yer alır. Bakara suresinin 27’nci ve 237’nci, Nisâ suresinin 34’üncü, Mü’minûn suresinin 5’inci ve 9’uncu, Meâric suresinin 34’üncü, Tevbe suresinin 112’nci, Ahzâb suresinin 35’inci, Nûr suresinin 30’uncu ve 31’inci, Mâide suresinin 89’uncu, Tahrîm suresinin 6’ncı ve Haşr suresinin 9’uncu ayetleri bu başlık altında değerlendirilir.









