Burak Dalgın: Fon soruşturması için Meclis adımı şart

Burak Dalgın, fon skandalının Meclis komisyonunda incelenmesini istedi. Dalgın, manipülasyonun aylar önce bilindiğini ve önlem alınmadığını söyledi.

TBMM’nin yeni yasama yılı, Meclis bahçesindeki canlı yayında takip edildi. Burak Dalgın, yayında ekonomi, fon skandalı, yargı paketi ve “Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin soruları yanıtladı.

Dalgın, ekonomi alanındaki ilk beklentisinin fon skandalının araştırılması olduğunu söyledi. Tüm partilerin eşit sayıda temsil edileceği bir Meclis komisyonu kurulmasını isteyen Dalgın, olayın yalnızca birkaç kişinin eylemi olarak ele alınamayacağını belirtti.

Fon meselesinin ticari işlemler, kamu yönetimi ve siyaset olmak üzere üç yönünün bulunduğunu ifade eden Dalgın, bu başlıkların birlikte incelenmesi gerektiğini savundu. Ona göre, sürecin bürokrasi ve siyaset bağlantıları araştırılmadan yatırımcıların güveni yeniden sağlanamaz.

Dalgın, Sermaye Piyasası Kurulunun (SPK) yatırımcıların kayıplarına ilişkin açıklamasının da tek başına yeterli olmadığını söyledi. Hazine ve Maliye Bakanının 4 Kasım 2025’te bazı hisselerde manipülasyon görüldüğünü açıkladığını hatırlatan Dalgın, sonraki aylarda SPK ve borsa tarafından etkili bir adım atılmadığını öne sürdü.

Dalgın, uluslararası endeks kuruluşu MSCI’nin borsadaki sorunlara dikkat çekmesinin ardından harekete geçildiğini belirtti. Ona göre daha erken denetim yapılsaydı yatırımcıların uğradığı zarar daha sınırlı kalabilirdi.

Yatırımcıların durumunun fon türüne göre değiştiğini anlatan Dalgın, para piyasası fonlarının daha düşük riskli araçlara yöneldiğini söyledi. Hisse fonlarında ise değerlerin yüksek seviyelere çıkması nedeniyle varlıkların aynı fiyatlardan satılmasının mümkün olmayabileceğini belirtti.

Dalgın, kayıp hesabının en yüksek görülen değerler yerine yatırımcının yatırdığı ana para üzerinden yapılmasını önerdi. Hisse fonlarında yaklaşık 500 milyar liralık bir büyüklük bulunduğunu, ancak bu rakamın yatırımcıların başlangıçta koyduğu parayı göstermediğini ifade etti.

Manipülasyonun kanıtlanması halinde portföy yönetim şirketlerinin ve sahiplerinin mal varlıklarına el konularak yatırımcıların zararının karşılanması gerektiğini söyleyen Dalgın, ödeme sıralamasında likit varlığı daha yüksek olan para piyasası fonlarına öncelik verilmesini istedi. Hisse fonlarında ise sürecin, yüksek değerlenmiş hisselerin satılabilir seviyeye gelmesine bağlı olduğunu belirtti.

Fonlardaki sorunun yalnızca doğrudan yatırım yapan kişilerle sınırlı kalmadığını savunan Dalgın, borsadaki değer kaybının başka şirketlere yatırım yapanların portföylerini ve bireysel emeklilik birikimlerini de etkilediğini söyledi. Borçlarını ödeyemeyen yatırımcılar nedeniyle olayla doğrudan ilgisi olmayan alacaklıların da zarar görebileceğini ifade etti.

Dalgın, vatandaşların birikimlerini finansal sisteme dahil etmesi yönündeki çağrıların bu gelişmelerden sonra zorlaşacağını belirtti. İstanbul Finans Merkezi hedefinin de güven kaybından etkilenebileceğini savunan Dalgın, özellikle para piyasası fonları için hızlı karar alınması gerektiğini söyledi.

“Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin soruyu da yanıtlayan Dalgın, PKK’nin silah bıraktığına dair bir işaret görmediklerini ifade etti. Sürecin, örgütün ve bağlantılı yapıların Türkiye, İran, Irak ve Suriye’de silah bırakması temelinde ilerlemesi gerektiğini söyledi. PKK’nin İran kolu PJAK’ın açıklamalarını da bu görüşünü destekleyen bir gelişme olarak değerlendirdi.

Kurulması planlanan 10 kişilik yapı ve sürecin hızlanacağı yönündeki açıklamalar hatırlatıldığında Dalgın, henüz somut bir adım atılmadığını söyledi. Abdullah Öcalan’a ilişkin değerlendirmesinde ise cezaevindeki diğer müebbet hükümlüler için geçerli kuralların uygulanması gerektiğini belirtti.

Dalgın, Öcalan’ın Meclis’te konuşması ihtimaline ilişkin olarak da mahkeme kararının ve mevcut statünün belirleyici olduğunu söyledi. Yeni yargı paketini değerlendirmek için önce içeriğinin görülmesi gerektiğini belirten Dalgın, asıl sorunun yeni düzenlemelerden çok mevcut hukuk kurallarının uygulanmaması olduğunu savundu.

Tutuklamanın istisna olması, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları ile Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanması gibi kuralların zaten mevzuatta bulunduğunu ifade eden Dalgın, yeni kanunlardan önce yürürlükteki hükümlerin yerine getirilmesini istedi. Can Atalay’ın Meclis Genel Kurulu’nda bulunmamasını da bu bağlamda gündeme getirdi.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu