Amerikan Batısı imgesi, deri ve ahşap notalarıyla parfümde

Amerikan Batısı, sinema ve edebiyatın oluşturduğu koku hafızasıyla parfüme taşınıyor. Tom Ford Ombré Leather Reserve bu atmosferi notalarla kuruyor.

Bir yeri hiç görmeden onun kokusunu hayal etmek mümkün olabilir. Filmler, kitaplar ve moda, uzak coğrafyalar hakkında zihnimizde duyusal izler oluşturur. Amerikan Batısı da bu ortak hafıza içinde çöl, sıcak toprak, ahşap ve deriyle birlikte düşünülür.

Koku ile hafıza arasındaki bağ, geçmişte yaşanan bir anı yıllar sonra yeniden canlandırabilir. Bir fırından gelen sıcak hamur kokusu çocukluk günlerini, bir parfüm ise belirli bir kişiyi ya da dönemi hatırlatabilir. Bir yere ait kokuyu saklamak, o yerle kurulan bağı sürdürmenin yollarından biri olarak görülür.

Coğrafyacı J. Douglas Porteous, 1985’te Progress in Human Geography dergisinde yayımlanan Smellscape başlıklı çalışmasında bu ilişkiyi ele aldı. Porteous’un kullandığı kavram, mekânların yalnızca görüntülerle değil, kokularla da deneyimlenebileceğini anlatıyor. Bu koku manzarası mevsime, havaya, günün saatine ve kişisel deneyimlere göre değişebiliyor.

Amerikan Batısı’na ilişkin zihinsel görüntüler de büyük ölçüde kültürel üretimlerle şekilleniyor. Sergio Leone’nin The Good, the Bad and the Ugly filmi ile Quentin Tarantino’nun Django Unchained yapımı, çöl ve tozla kurulan sinema atmosferinin örnekleri arasında yer alıyor. Cormac McCarthy’nin Kan Meridyeni ve John Steinbeck’in coğrafya anlatıları da benzer bir duyusal alan oluşturuyor.

Moda dünyasında kullanılan püsküllü deri ceketler, yıpranmış süet çizmeler, geniş kenarlı şapkalar ve rustik yüzeyler bu imgeyi başka bir alana taşıyor. Böylece Amerikan Batısı, yalnızca bir görüntü olarak değil; deri, ahşap, toprak ve çamla ilişkilendirilen dokunsal bir dünya olarak hatırlanıyor.

Bu atmosfer, Tom Ford Ombré Leather Reserve parfümünde farklı koku notalarıyla kuruluyor. Derin siyah deri akoru, gümüş ardıç, pinon ağacı, Texas sediri ve sandal ağacı, kompozisyonun öne çıkan unsurlarını oluşturuyor.

Parfümün açılışında gümüş ardıç ve servi, dağlık araziyi çağrıştıran aromatik ve ferah bir yapı sunuyor. Bu notaların elde edilmesinde Reserve koleksiyonuna özel ScentTrek teknolojisinin kullanıldığı belirtiliyor. Karabiber ve menekşe yaprağı ise sıcak hava ile aydınlık bir etkiyi bir araya getiriyor.

Pinon ağacı, Pepperwood, vetiver ve dumanlı Texas sediri, Amerikan Batısı’yla ilişkilendirilen ahşap ve toprak katmanlarını oluşturuyor. Cypriol, labdanum ve çam katranından oluşan deri akoru da kompozisyonun güçlü bölümünü taşıyor. Sandal ağacı ve benzoin reçinesi, bu yapıya daha yumuşak ve vanilyamsı bir ton ekliyor.

Parfümün mat siyah ve yarı şeffaf yüzeyleri bir araya getiren şişe tasarımında platin tonlu ayrıntılar bulunuyor. Tasarımda çöl ışığı ve toprağın dokusuna gönderme yapan görsel unsurlar kullanılıyor. Böylece Amerikan Batısı imgesi, sinema ve edebiyattan parfüm formuna uzanan bir anlatı olarak sunuluyor.

Bu içerik Tom Ford iş birliğinde hazırlanmıştır.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu