Alex Ferguson Old Trafford dönüşünde yaşadıklarını anlattı
Alex Ferguson, beyin kanaması sonrası Old Trafford’a ilk dönüşünde yaşadığı endişeyi ve taraftarların alkışlarıyla karşılanmasını anlattı.
Alex Ferguson, 2018 yılında geçirdiği beyin kanamasının ardından Manchester United’ın stadı Old Trafford’a yaptığı ilk ziyareti anlattı. Mayıs 2018’de acil ameliyata alınan Ferguson, yaklaşık dört ay sonra Manchester United ile Wolverhampton Wanderers arasındaki Premier Lig maçını tribünden izledi.
Manchester United’ın başında 26 yıl görev yapan Ferguson, bu dönemde 38 kupa kazandı. Ferguson, 2013’te teknik direktörlük kariyerini bitirdi. Old Trafford’a dönmeden önce taraftarların kendisini nasıl karşılayacağı konusunda kaygı yaşadığını söyledi.
BBC’ye konuşan 84 yaşındaki Ferguson, maç günü rahat olmadığını belirterek, “Rahat olduğumu söylemeyi isterdim ama değildim. Korkmuştum.” dedi. Eşi Cathy ile birlikte yönetici locasındaki yerlerine oturduklarında taraftarlar ikiliyi ayakta alkışladı.
Ferguson, eşinin de bu karşılamadan etkilendiğini aktardı. O anı, “Eşim yanımdaydı ve neredeyse ağlayacaktı. Oturduğumuzda, ‘Bu harika’ dedi.” sözleriyle anlattı.
85 yaşına girmesine yaklaşık üç ay kalan Ferguson, genel sağlık durumunun iyi olduğunu ifade etti. Yaşadığı bazı küçük sorunlara rağmen kendisini iyi hissettiğini söyleyen Ferguson, “Bazı küçük sıkıntılara rağmen kendimi oldukça iyi hissediyorum.” diye konuştu.
Ferguson, ameliyat sonrasında yaşadığı en zor anlardan birinin konuşma yetisini kaybetmesi olduğunu belirtti. Torunlarının kendisini ziyarete geldiği dönemi anlatan Ferguson, “Konuşamıyordum. Bu korkutucu bir andı. Torunlarımın beni ziyarete geldiğini hatırlıyorum ve sesimi kaybetmiştim.” ifadelerini kullandı.
Bir terapistin kendisinden kuş, hayvan ve nehir adlarını yazmasını istediğini söyleyen Ferguson, bu çalışmanın ardından konuşma yetisinin geri geldiğini belirtti. Bu bölümü, “Böylece sesim geri geldi.” sözleriyle anlattı.
Ferguson, gençlik döneminde futbolu bırakıp Kanada’ya gitmeyi düşündüğünü de söyledi. Govan’da büyümesinin karakterini etkilediğini belirten Ferguson, özgüvenini annesi Elizabeth’ten, başarılı olma isteğini ise Clyde Nehri kıyısındaki tersanelerde çalışan babası Alexander’dan aldığını ifade etti.
16 yaşında Queen’s Park Rangers ile profesyonel futbol hayatına başlayan Ferguson, St Johnstone’da yeterince forma şansı bulamadığı dönemde futbolu bırakmayı düşündü. O sırada A takımda oynamadığını ve sürekli yedek kaldığını belirten Ferguson, Kanada’daki teyzesini aradığını, ülkeye gidebilmek için gerekli belgeleri doldurduğunu ve bu planından anne babasına söz etmediğini anlattı.
Ferguson’un futbolculuk kariyerindeki değişim 1963’te yaşandı. St Johnstone’un Rangers ile oynayacağı maç öncesinde takım oyuncularının önemli bölümünün grip olması üzerine ilk 11’e alınan Ferguson, karşılaşmada üç gol attı. Bu performansın kariyerini farklı bir yöne taşıdığını belirten Ferguson, gençlere “Hayatınızdaki en büyük fırsatı kaçırmayın. Önemli olan onu fark edebilmek.” tavsiyesinde bulundu.
Ferguson, 1995 yılında Liverpool’un eski futbolcularından Alan Hansen’ın Manchester United’ın genç oyuncuları için yaptığı “Çocuklarla hiçbir şey kazanamazsınız” yorumunu da hatırlattı. Paul Ince ve Mark Hughes’un takımdan ayrıldığı dönemde Ryan Giggs, Gary Neville, Paul Scholes ve David Beckham’ın daha fazla sorumluluk aldığını söyledi.
Ferguson, o sezon Manchester United’ın Premier Lig ve FA Cup şampiyonluklarına ulaştığını belirtti. Genç oyuncuların takıma kazandırılması için çalıştıklarını anlatan Ferguson, bu futbolcuların kulübün ruhunu oluşturduğunu ve yeteneklerinin yanında büyük bir istek taşıdığını söyledi.
David Beckham’ı Preston North End’e kiralık gönderdiği dönemi de anlatan Ferguson, Beckham’ın bu kararı takımdan gönderilmek istendiği şeklinde yorumladığını ancak amacının bu olmadığını ifade etti. Genç futbolculara şans verilmesi gerektiğini belirten Ferguson, “Gençlere fırsat verirseniz iki şey olur: Gerçek yıldızlara dönüşürler ve teknik direktörlerine sadık kalabilirler.” dedi.




